Her nesil,dünyanın kendi zamanındaki halinin gerçek hali olduğunu düşünüyor.Yok oluş,bildiğimiz dünyayı tanımamızı ve bu dünyaya ayak uydurduğumuzu hissetmemizi zorlaştırıyor.
Son yüzyılda,insanın yaratıcı dehasının bahşettiği faydalar,ancak düzenlemeler teknik ilerlemeyle aynı düzeyde ilerlemiş olsaydı,hayatı daha mutlu ve sorunsuz kılabilirdi.Bu haliyle,zorlukla elde edilen bu kazanımlar,neslimiz için üç yaşında bir çocuğun elinde jiletle dolaşması kadar tehlikeli.
Ulusların siyasi kaderleri sanki kaçınılmaz olarak vahşet ve sorumsuzluğa terk edilmiş gibi.
Siyasi liderler ya da hükümetler konumlarını bir ölçüde güce,bir ölçüde de genel seçime borçlular.Ahlaki ve entelektüel açıdan ülkelerinin en iyi temsilcileri olduklarını söyleyemeyiz.