Mahallemi geri istiyorum, dedikodumu yapan o kahrolası dedikoducu komşularımı, bana inek gibi bakan o kahrolası komşu kızını, Ayyaş Ramadanı, Tilki Ahmedi, Cazgır Münireyi, Tavuk hırsızı Osmanı, Kazancı Güneşi ne bilim hepsini hepsini çok özledim. O zamanlarda çok kızıyordum, ama şimdi bu amk sitelerinde, rezidanslarında ne dedikodumu yapacak dedikoducu bir kadın, ne kafamı şişirecek bir ayyaş, ne tavuğumu çalacak bir hırsız ne de oğluma aşık olacak bir tipsiz kız var artık.Günün birinde bunlara muhtaç kalacağım aklımın ucundan bile geçmiyordu ne de böyle hissedeceğim .
Hepimiz siktir boktan toplum olduk, tam istediğimiz gibi, bir merhabaya bir selama muhtaç...
Artık Bebek gözünden dünyayı göre bilmek gerçekten imkansız biz büyümüş insanlar için.
Her şeyi olduğu gibi görebilmek sadece o saf canlara mahsus, ayçiçeği güzel sarı bir çiçek gibi, olgunlaşmamış mısırı yeşillik gibi,böceği sevimli yaratık gibi, tavşanı-kuzuyu-ineği sevimli arkadaşlar gibi, kadını kadın, erkeği erkek, çocukları da melek gibi görebilmek.
Ne kadar küçüksen içindeki kötülük de o kadar küçüktür, büyüdükçe içindeki kötülük de büyür.
İşin tuhafı hangisi daha kötüdür?
Çok bilen büyükler mi, az bilen büyükler mi, hangisi insanlığa, canlılara, tüm dünyaya ve de evrene daha zararlıdır ?