"...Biraz gizemli, biraz şiirli bir şey göster insanlara ; unuttukları, gömdükleri duyguları, duyarlıkları, içlilikleri biraz kışkırt ; ne zamandır geride bıraktıklarına inandıkları birtakım çocukluk korkularını, kaygılarını, çekingenliklerini karıştırıp bulandır; ondan sonra da istediğini yaptır onlara. Açıkça görülecek tutarsızlıklar görülmez, ortaya çıkması istenmeyecek birtakım dolaplar, düzenler, hani biri görüverecek, söyleyecek olsa bile, iftira, karalama, çamur diye yadsınır. Böyle iftiralar eden kara çalıcılar yerden yere vurulur.Öldürülür belki de.Oysa bu adamcağızlar, bir şeylerin ardında bir şeyler görmüş, en azından sezebilmişlerdir. O kadar.
Ama beynin ödevi, her işi herkese kendi gözümüzle ( elbette, Hareket'in yönetici takımının benimsenmesine karar verdiği bu gözle bizim gerçek gözlerimizin hiçbir ilişkisi yoktur, ama bunun da bilinmemesi gerekir ) göstermek olduğu kadar, bu gözü benimsemek istemeyenleri bulup ortadan kaldırmak, ya da, ortadan kaldırmadan önce, başkalarını kendi gözlerini kullanmaktan vazgeçirmekte araç olarak kullanmak..."