Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Kim daha temiz ? Üstü başı parlayan mı ? yalan konuşmayıp yüreği ışıldayan mı ? Kim dost ? Yara bandı yapıştıran mı ? Yaralarını öğrenmeye çalışan mı ? Hangisi gerçek ? Ölüm mü ? Yaşam mı ?
Resmi görevleri ya da işleri itibarıyla başkalarının acılarıyla ilgilenmek zorunda olan hakimler,polisler ve doktorlar zaman içerisinde bu duruma alıştıkları ve bir o kadar hissizleştikleri için çok isteselerde muhataplarına resmiyet sınırlarının dışında davranamazlar.Bu bakımdan onların, arka avlularda koyunları ve danaları kesip de akan kanın farkına varmayan köylülerden hiç farkları yoktur.