Vicdanın iliğimi hiç kemirmediğini, vicdan ki
Yüreğe geçirir sivri pençelerini, vicdan
Çağrılmayan konuktur, istenmeyen arkadaş, Zorba alacaklı geceyi karartan, kahredip mezarı
Ölüyü söküp alan o cadılar cadısı...
Hiç mi?... Sen, servetinin yolu
Acılardan geçen-gel de gör kanla kazanılmış
Şu içler acısı, boş serveti. Elimden gelseydi Değerbilmez gözlerden gizlerdim bu mahzeni.
Kalkacak gücüm olsaydı mezardan, keşke dönüp
Buraya, kasaya oturtulmuş nöbetçi bir ruh,
Canlılardan koruyabilseydim onu şimdiki gibi.
Ama beni tanımalarını en çok istediğim kişiler , beni en çok yanlış anlayan kişiler oldular.
- Bak, sakın sen de yanlış anlama: Sızlanıyor değilim ,hiçbir şeyden yakınmıyorum. Davacı değilim dünyadan. Bunları yalnız senin için; şimdi , sana, yazıyorum — başka kimseye söyleyecek sözüm yok.