Günlerin demini alamadığı zamanlar vardır.
Güneş doğar gece karanlık perdesini çekmeyi unutur şehrin üstünden.
Günaydınlar , bir başka güne ertelenir.
İnsanların neşeli sesleri akşama kadar dolduramazlar caddeleri.
Böyle günler uygun değildir aslında başlamaya.
Ama başlarız.
...............
Günlerin neredeyse hiç yürümediği zamanlar vardır
Bir ağustos sıcağının her yeri kaplayıp kurutması gibi durur hayatın akıntısı.
Sadece , bir ağustos böceğinin sesini işitiriz , uzaktan , belli belirsiz.
Devranın döndüğünü unutmamak için , derin nefesler alırız.
Böyle günler , uygun değildir aslında sürdürmeye
Ama sürdürürüz.
..............
Günlerin ağırlıkları kaldıramadığı zamanlar vardır.
Sözler dibe vurur ; hiçbir maviliğin kaldıramayacağı bir ağırlığa ulaşır.
Sessizlik , seslerin ötesinde bir hayalet gemi olur.
Gider , en gidilmez limanlara demirler.
Böyle günler , uygun değildir aslında konuşmaya.
Ama konuşuruz.
...................
Günlerin surat asmaktan hoşlandığı zamanlar vardır
Hüzün düşer yüzümüzden ; parçalanır , bin parça sıkıntıya sığınır parçaları.
İçimizdeki her şey , kendini tene vurmanın bir yolunu arar.
Acıyı tırnaklarımızda bile hissederiz.
Böyle günler , uygun değildir aslında gülümsemeye.
Ama gülümseriz.
.............
günlerin pembe kıvılcımlar çıkarttığı zamanlar vardır.
İçimizde startını vermediğimiz baharla yeşerdiğini görür , şaşırırız.