" Üniversitede kırk yıl profesörlük yaptıktan sonra artık emekli olan babam eğitimin insani yanından daha önemli bir şey olmadığını bana her fırsatta anlatıyordu. Öğrencileri ve öğretmenleri mümkün olduğunca yakından tanımamı istiyordu. Bu, onların gündelik sorunlarını paylaşmak, onlarla aynı kaygıları taşımak anlamına geliyordu."
" Fransız yetkililer Fransızcanın teneffüslerde de konuşulması için okulun çaba harcamasını bekliyordu. Arapça konuşmakta ısrar eden öğrenciler tespit edilmeli ve inat edenlere paydostan sonra okulda kalma cezası verilmeliydi. Fransız mandası Lübnan'ın birliğini baltalamak için mezhepçiliğe de vurgu yapıyordu."
" Fransız dilini gayet iyi bilmeme, kısa süre önce Fransa'yı ziyaret etmiş ve Paris'in kültürel zenginliklerinin tadını çıkarmış olmama rağmen yüreğimin derinliklerinde ulusal kimliğimi ifade etmeyi çok özlemiştim. Yuvasına dönen kaybolmuş bir kuş gibi, dilimi konuşmaya, Arapça kitaplar okumaya, Arap bağımsızlığını ve dayanışmasını desteklemeye özlem duyuyordum. Bir dükkana girdiğimde bana Fransızca hitap edilmesinden hiç hoşlanmıyordum. Eski ve yeni arkadaşlar beni Fransızca selamladığında rahatsız oluyordum. Kendi halkımla uzlaşmak için ne kadar ödün vermem gerekiyordu? Lübnan'ın Arap köklerinden kopuşunu izlerken bu soru zihnimi meşgul ediyordu."
" Yafa Limanında dok işçileri Trieste'den beri birlikte yolculuk ettiğim neredeyse yüz kadar Yahudi yolcunun bagajlarını gemiden indirdi. Onları almak icin limana gelen yetkililer dostluk göstermek için ellerinden geleni yapıyordu. Göçmenler için Yafa yakınlarında yeni bir şehir inşa ediliyordu (bu şehir Tel Aviv olacaktı). Aksi takdirde yeni gelenlerin ülkenin dört bir yanına dağıtılması planlanmıştı. Yolcular kıyıya çıktığında, kaptana Hayfa'ya gitmek üzere yola çıkmaya hazır olup olmadığımızı sordum. "Henüz değil küçükhanım" dedi. "Hâlâ çok fazla yükümüz var." Bagajların indirildiğini görmüştüm, ama şimdi bir vinç onlarca büyük kutu indiriyordu. "Bu kutularda ne var?" diye sordum. İtalyan kaptan gülümsedi. "Söyleyemeyiz" dedi sinsice. Genç asistanı kulağıma fısıldadı: "Cephane. Buraya gelen her gemi cephane yüklü. Bu kıyılarda büyük bir savaş çıkacak, söylemedi demeyin" dedi. "Savaş hazırlığından vazgeçip silahlara harcadıkları paraları halkın refahı için kullanacak halleri yok."