Lesley Hazleton şunları kaydetmektedir: "Hazreti Muhammed bir elçiden ziyade, anlatılamayacak şeylere beşeri şekil vermek için çabalayan bir tercümandı. Vahiyler onu, eşit miktarda gururlu, kararlı, yorgun ama güçlü, sersemlemiş ama aklı başında yapmıştı. Bazen soğuk havalarda bile ter içinde kalır, bazen de soğuktan titrerdi.
Sanki tüm dünyanın yükü üzerine binmiş gibiydi. Bu hâllerden hangisi olursa olsun onu, vahiyden sonra pelte gibi yorgun hâle düşürürdü. Anlatmaya hazırlandığı kelimeler, bu hâl içerisinde şekillenmeye başlardı"