Ona şöyle diyordum: “Niçin kusurlu davranıyorsun? Eğer ahirete inanıp da ona hazırlanmıyorsan ve ahireti dünyaya karşılık satıyorsan; bu akılsızlıktır! Çünkü sen ikiyi bir karşılığında satmazsın. Hal böyle iken sonsuz olanı sayılı birkaç güne karşılık nasıl satarsın? Şayet ahirete inanmıyorsan o zaman kâfirsin. Bu takdirde de iman elde etmeye çalışmalısın. Bu gizli küfrünün sebebini araş tırmalısın. Çünkü senin gizli mezhebin bu gizli küfürdür. Zahiren cüretli davranmanın sebebi budur. Her ne kadar iman ile güzel görünmek ve şeriatın sağladığı şereften ya rarlanmak için küfrünü açıklamıyor isen de.”
Eğer bir şeyi bütün olarak görebilirsen,” dedi, “hep güzelmiş gibi görünür. Gezegenler, yaşamlar… Ama yakından bakıldığında bir dünya yalnızca toz ve kayadan oluşur. Günden güne yaşam daha da zorlaşır, yorulursun, ritmi kaçırsın. Uzaklığı ararsın-ara vermeyi. Dünyanın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu, onu ay gibi görmekten geçiyor. Yaşamın ne kadar güzel olduğunu görmenin yolu ölümün bakış açısından bakmaktan geçiyor.