Gördüğü gün yaşamaya başlayan ruhunu Nazımsızlıkla öldürmedi. Gelip birileri sahiplenmesin diye yerini boşaltmadı. Nazım'ın gönül tahtını doldurup boşaltanların izlerine inat, o hep yerini bildi...
Yeniden bir hayat bahşettiler birbirlerine. Birlikte doğdular. Birlikte bedenleri ile değil, aşk ile yıkanmış ruhlarıyla arınarak yaşadılar. görünmeyen açlıklarını tokluğa çevirdi onlar. Temas etmeden birbirlerini yaşadılar. Birbirlerinde yaşadılar. Ayrı öldüler ama ayrılmadılar.
Aldatılmak ile aldanmak arasındaki ince çizgiyi hissettirdiler ve aşkın her koşulda kirlenmediğini ispat ettiler. Aşka saygı tanımını oluşturdular birlikte.
Eksilttiklerini, eklediklerinden çıkartmadılar. Kazandıkları ile aşkı yaşadılar.
Nazım aşkla şehvetin içersine hayatının kulavuzu tanımını ekledi. Kadın, aşkım içerisindeki esaretine aşkı özgür bırakmayı işledi...
Yeniden hayat bahşettiler birbirlerine. Birlikte doğdular. Birlikte bedenleri ile değil, aşk ile yıkanmış ruhlarıyla arınarak yaşadılar.
Görülmeyen açlıklarını tokluğa çevirdi onlar.
Temas etmeden birbirlerini yaşadılar. Birbirlerinde yaşadılar. Ayrı öldüler ama ayrılmadılar...
Piraye, nazımsız ölmedi. Nazımsız yaşamadı hiçbir zaman diliminde. Gördüğü gün yaşamaya başlayan ruhunu Nazımsızlıkla öldürmedi. Gelip birileri sahiplenmesin diye yerini boşaltmadı. Nazım’ın gönül tahtını doldurup boşaltanların izlerine inat, o hep yerini bildi...