Bugün insanların eskiye göre daha çok intihar etmeleri, yaşamımızı sürdürmek için daha zahmetli çabalarda bulunmamız gerektiğinden, ya da meşru gereksinimlerimiz daha az karşılanmakta olduğundan dolayı değildir; ama meşru gereksinimlerimizin nerede durduğunu artık bilmememizden ve çabalarımızın yönünü kestiremememizden kaynaklanmaktadır.
Devlet yalnız genel ve kolay işler için yapılmış, ağır işleyen bir makinadır. Onun her zaman tek biçimli olan işleyişi özel durumlardaki sayısız değişkenliklerle uyum gösteremez. Bundan dolayı işleyişi zorunlu olarak bastırıcı ve bir -düzeye- getirici niteliktedir.
Günümüzün büyük toplumları düzeltilmesi olanaksız bir biçimde dağılmadıkça ve eski dönemlerin küçük toplumsal kümelerine geri dönülmedikçe, yani insanlık başlangıçtaki noktasına geri dönmedikçe, dinler artık bilinçler üzerinde çok geniş ve derin bir egemenlik kuramazlar.
Eğitim toplumu yansılar ve onu kısaca yeniden üretir. Topluluklar sağlıklı bir durumda bulunduklarında eğitim de sağlıklı olur; ama onlarla birlikte eğitim de bozulur, yoksa kendi başına değişemez. Ahlaki ortam bozulmuşsa, öğretmenlerin kendileri de orada yaşadıklarından, bundan etkilenmemeleri olanaksızdır; bu durumda yetiştirdikleri kimseleri kendilerininkinden farklı bir yöne nasıl yönetebilirler?