Yusuf Kalyon

Yusuf Kalyon
@Yusufkalyon
Insta: yusufkalyonn
Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi! Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var...
Sayfa 60 - İş Bankası, 1.baskı·Kitabı okudu
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!

Yusuf Kalyon

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.·
5 günde okudu
·
2021 16. kitabı
Erhan Afyoncu
8/10 · 232 okunma
Mağlup hükümdarların ailesinden esir alınan kadınlar, Osmanlı tarihçilerinin en çok üzerinde durdukları konulardandı. Böyle bir durum karşısında düşman hükümdarın bırakın kendi ülkesini, kendi ailesini bile koruyamadığını gösterdiği için önemli bir zafer işareti olarak ele alınırdı. Nitekim Çaldıran Savaşı'nda Taçlu Hatun' un esir alınması savaşın en parlak neticelerinden biri gibi ele alınmış ve yıllar sonra bile dilden dile anlatılmıştı. Çaldıran Muharebesi'nden 54 yıl sonra 1568 Şubatı'nda Edirne'ye gelen Safevî Elçisi Şahkulu Han, kendini büyük bir törenle karşılayan Osmanlı askerlerini küçümsemek için "Vallah ki bu askerin süsleri ve gösterişi düğün halkına benzer" dediğinde hazır cevapçılığı ile meşhur Şemsi Ahmed Paşa, "Belli, Çaldıran'dan Taçlu Hanım'ı gelin getiren bu askerdi" demişti.
Sayfa 187 - Yeditepe, 4. baskı·Kitabı okudu
Tarih
Rüstem Paşa, Kanunî Sultan Süleyman'ı ülkede bir tek din olmasını ve faydadan çok zarara sebep olduklarına inandığı Yahudiler'i ülkeden kovmaya ikna etmek isteyince, padişahın veziriazamına verdiği dersi Tübingenli bir ilahiyatçı olan ve 1573-1578 yılları arasında İstanbul’da Avusturya elçiliğinde din görevlisi olarak, Stephan Gerlach şöyle anlatır: "Sultan Süleyman, beyaz ve sarı yapraklı bir çiçek koparmış ve paşaya bu çiçeği beğenip beğenmediğini sormuş. Paşa da elbette beğendiğini, çünkü onu bu biçimiyle yaratanın Tanrı olduğunu söylemiş. Bu sefer Sultan Süleyman çiçeğin bütün sarı yapraklarını yolmuş ve paşaya çiçeği şimdi nasıl bulduğunu sormuş. Paşa da cevap olarak çiçeğin artık bütünlüğünden yoksun ve renksiz olduğunu söylemiş. Padişah bir başka çiçek koparmış ve onun da beyaz yapraklarını yolmuş, sonra da az önceki sorusunu yinelemiş. Paşa gene aynı cevabı vermiş. O zaman padişah demiş ki: 'Madem çiçeklerin renkli olmalarını bir mükemmeliyet olarak kabul edip bundan hoşlanıyorsun, neden Tanrı'nın yaratmış olduğu insanların da çeşitliliklerini kabul etmiyorsun? Bir çiçekte ne kadar çok renk olursa, o kadar güzel görünür. Tıpkı bunun gibi Türkler beyaz, Müslümanlar yeşil, Rumlar mavi, Ermeniler beyaz, kırmızı ve mavi veya siyah renklerin karışımı, Yahudiler de sarı renkte sarık kullanırlar. Bu renklilik nasıl hoşa gidiyorsa, Tanrı da dinlerin çeşitliliğinden hoşlanır!' "
Sayfa 116 - Yeditepe, 4.baskı·Kitabı okudu
Tarih
Rüstem Paşa'nın, yükselmesi çok ilginç olmuştu. Galata Sarayı'nı denetlemeye gelen padişahın elindeki bir şey düşmüş, oradakilerin bir kısmı düşen eşyayı yakalamak için merdivenlerden inmeyi tercih ederken, Rüstem Paşa pencereden atlamış ve bu hareketiyle padişahın gözüne girmişti.
Sayfa 85 - Yeditepe, 4.baskı·Kitabı okudu
Tarih