Bu metinde “benliğin genişlemesi” ile kastedilen şey, kişinin daha fazla duygu, düşünce, dürtü ve deneyimini fark edip onları kendi kişiliğinin bir parçası olarak kabul edebilmesidir.
Sullivan’a göre kaygı çok yükseldiğinde kişi bazı yaşantılarını bilinçten uzaklaştırır. Çünkü onları görmek veya hissetmek tehdit edici gelir. Böylece kişinin farkındalık alanı daralır.
Örneğin:
* Bir kişi öfkesinin tehlikeli olduğuna inanıyorsa öfkesini hiç fark etmemeye başlayabilir.
* Bir kişi başarısız olma korkusundan dolayı isteklerini ve hedeflerini bastırabilir.
* Bir kişi sevgi ihtiyacını zayıflık olarak gördüğü için bunu inkâr edebilir.
Bu durumda kişinin benliği küçülmüş olur; çünkü kendi gerçekliğinin bir kısmı bilinç dışında tutulmaktadır.
Benliğin genişlemesi ise:
* Daha önce reddedilen duyguların fark edilmesi,
* Kişinin kendisi hakkında daha gerçekçi bir görüş geliştirmesi,
* Bastırılmış deneyimlerin benlik yapısına yeniden katılması,
* Yaşam seçeneklerinin ve davranış repertuarının artması anlamına gelir.
“Balıkçılar Kuzey Denizi’nden tuttukları ringa balıklarının canlı olarak karaya getirip satmak istiyormuş ama havuza aldıkları balıklar karaya gelene kadar durgunlaşıyor, miskinleşiyor, bu yüzden de pazardaki değerleri düşüyormuş. Birden balıkçılardan birinin aklına bir fikir gelmiş: Havuzların içine birer yayın balığı koymak! Yayın balığından gelen ölüm tehdidi ringaları sadece miskinlikten kurtarmamış, eskisinden de hareketli olmuşlar, hatta semirmişler.”
“Ortada korkularımızı yansıtabileceğimiz net bir düşman, kendini açıkça gösteren bir ‘şeytan’ olmadığında kaygı iyice artar. Bizler, özne ya da nesne olarak, o probleme dahil olmuşsak, kaygı daha da artar. Peanuts’ın dediği gibi, ‘Düşmanla tanıştık, meğer düşman bizmişiz.’”
“Diğer insanlarla sevgi dolu ilişkiler kurmak istemek doğaldır. Bunda yanlış bir şey yoktur. Sevdiğiniz birisiyle güzel bir ilişki içinde olmak çok keyiflidir. Ancak, yaşamak veya mutluluğunuzu tepelerde yaşayabilmek için dıştan gelen onaya, sevgiye ve ilgiye gereksiniminiz yoktur.”