Zamanın sınırlarını aşan bir dokunuş bu,
Ellerini tutuyorum ebediyetin kıyısında.
Gözlerini arıyorum suyun aynasında,
Bulutların üzerinde raks eden o hayali...
Ne muazzam bir törendir başlamak!
Tane tane düşerken yağmur damlası,
Sormadım hangi dertle düştüğünü toprağa.
Bir su zerresine sığdırıyorum dünyayı,
Dokunduğum her damla, bir başka "zaman".
Suyun yüzünde gördüğüm gözlerine diyorum ki;
Anlat, ben sadece seni dinliyorum...
Yağmurun şarkısında, çağlar ötesinde,
Zaman bahçesinde köşe kapmaca oynarken
Seni arıyorum, seni bekliyorum;
Ama ne ses var, ne de bir iz...