"-Nereden başlayacağız?
-Başlamakla başlayacağız sanırım."
YAKMAK BIR ZEVKTİ
451 Fahrenheit: Kitap kağıdının tutuşup yanma sıcaklığı...
Distopya edebiyatının harika eserlerinden biri.Biraz da Orwell in 1984 ünü anımsadım okurken.
Kitap 1952 de yazılmış ama geleceğe, günümüzden daha geleceğe seslenen bir yapıt. Tuhaf ama yazar 1952'de günümüzü ve daha ilerisini (ne yazık ki birkaç yıl sonra tam da kitaptaki gibi olacak olan her şeyi) özetleyecek kadar ileri görüşlü.
Bir çırpıda bitirilecek bi kitap değil bu yüzden sanırım çok etkiledi beni. Bazı kitaplar vardır okumayı çok seversiniz, bazılarını ise yaşamak istersiniz. Işte bu tam da öyle oldu... kitap bitecek diye korkarsınız çünkü o bitince siz de biteceksiniz!
Kitabı okuduğunuzda televizyonları, telefonları kırıp atmak, kitaplara sarılmak istiyorsunuz âdeta.
“Okumak” Hiç Bu Kadar Yasak ve Keyifli Gelmemişti!
(Evet "Kitaplar, aptal olduğumuzu bize hatırlatmak için var.")
Kitap, itfaiyeci Guy Montag ve içinde bulunduğu korkunç dünyayı ele alıyor.Montag bir itfaiyeci, evet, ama yangın söndürmek yerine kitapları yakan bir itfaiyeci. Çünkü bu korkunç, totaliter dünyada kitap okumak yasaktı( çünkü okumak insana güç katardı)- o halde OKUYUN!
düşünmek yasaktı(çünkü düşünmek insanı insan yapardı)- o halde DÜŞÜNÜN! henüz yasaklanmadan...
Montag işini seviyordu ama bir gün kitaplarıyla beraber yanan kadını görünce işinden tiksinir oldu.Insanların uğruna canını feda ettiği bu kitaplarda ne vardı?
Içinde kitaplara karşı bir merak uyanmıştı.
Ve buna yeni komşusu; düşünen sorgulayan, hayata anlamlı bakan 17 yaşındaki ama yeterince olgun Clarisse ile tanışması da eklenince tüm hayatı değişir oldu.
Montag artık gerçeklerin farkına varmaya başlamıştı.Tüm hayatını televizyonlarla geçiren artık onları ailesi gibi gören, robotlaşan