Söylemek istediğin her şeyi sabırla dinledim. Doğrusunu söylemek gerekirse, hiç olmazsa merakım yüzünden dinlemeye değerdi. Ama seni hayal kırıklığına uğratacağım için üzgünüm. Eğer kendi iç dünyanda Tanrı ile yalnız kendinin konuşabildiğini sanarak gururlanıyorsan, bunun pek sayın kişiliğine tanınmış bir ayrıcalık olduğunu düşünüyor ve benim gibi bir insanın da Tanrı ile temas kurabileceğini aklın almıyorsa, tam anlamıyla çuvallıyor, saçmalıyorsun.
- Hiç de öyle düşünmüyorum. Yalnız “temas” kelimesini biraz yadırgadım. Tam aksine senden bu sözleri duymak sevindirdi beni. Belki içinde bir kıpırdanma oluyor, birşeyler değişiyordur.
- Asla, değişen bir şey yok! Saf kuruntun o senin! Şunu bil ve sakın küçük dilini yutma, Kallistralov, benim Tanrı’ya giden ayrı bir yolum var. Ben O’na varmak için servis merdivenini kullanıyorum. Senin Tanrı dediğin, sandığın kadar ulaşılması zor bir şey değil...
- Peki, servis merdiveniyle Tanrı huzuruna çıkınca ne elde ediyorsun?
- Seninle aynı şeyleri, insanların mutlu olmalarına, uyuşturucu sayesinde, Tanrı’ya ulaşmalarına yardım ediyorum. Sizin bütün o vaiz ve dualarınızla veremeyeceğiniz şeyleri veriyorum onlara… Tanrı’ya en etkili şekilde yaklaşmalarını sağlıyorum.
- Onları, ulaşmak için sana peşin ödeme yaptıkları bir Tanrı’ya mı yaklaştırıyorsun? Otla mı? Uyuşturucu sayesinde mi? Senin için Tanrı’yı tanımak, O’na ulaşmak sevinci bu mu?