Ağzının, güzel dudaklarının kenarında bir gülümseme yaratmak için, ne uzun yollardan geçiyorsun. Kendinden veriyorsun ve durmadan eksiliyorsun. Oysa bazı insanlar, oldukları
gibi kalarak, elde ederler istediklerini. Ben, kanımı damla damla süzerek veriyorum.
"Bir türlü sonuna gidemiyorduk rüyalarımızın. Korkuyorduk. Korkuyordum. Hayallerinde bile korkar mı insan? Hayallerinde bile kadınlar, insanı azarlar mı? Hayallerine bile hükmedemez mi insan? Böyle yerleri atlıyordum neyse; bazı ayrıntılara girmiyordum. Oysa, ayrıntılara inilmezse sonuca nasıl ulaşılabilir? Hiçbir yere ulaşamıyordum. Başarısızlığın yarattığı öfke yüzünden hayallerimin düzeni bozuluyordu: Pusuda bekleyen kötü hayaller, eziyet eden görüntüler birden saldırıyordu üstüme. Yanın kalmış işkenceler, artık sıralarının geldiğini düşünerek ortaya çıkıyordu."
"Nasıl işkenceler?" dedi Bilge; sorusunun karşılığını beklemiyormuş gibi bir ifade vardı yüzünde.
"Yanın kalmış hayaller gibi, yanın kalmış insanlar, tekerlekli kutularının içinde sahaya çıkıyorlardı.
lşte biz, böyle rüyalar görüyorduk Bilge. Ve bu rüyalara inanmamış görünmek için, insafsızca eleştiriyorduk onları." Sustu. Çevresine baktı. Hiçbir şey görmüyormuşum. Ne devetabanını, ne de koltukları. Yabancılar arasındayım. Eşya ile birlikte yaşamasını bilemiyorum. Bilge beni ne yapsın? Sehpalar, perdeler, pencereler ve tavan yavaş yavaş yerlerini alıyordu odada. Daha kim bilir neleri görmüyorum? Geçici delilikler geçiriyorum. Korkarak kolluğun kenarına elini uzattı. (Ben oyun filan oynamıyorum galiba.) Eşyanın sürekliliğinden çekiniyorum. Bu sürekliliğin kendisine bulaşmasından korkuyordu. Yaklaş onlara, dokunmağa çalış. Onlarla uyuşmağa çalış. Hayır, kaybolurum sonra, eşyanın içine düşerim. Bilge de onlann arasında. Bilge'ye ulaşmak için, onların arasından geçmek zorundasın.
Belki sana yaranmak için, çizgilerini yumuşattım. Çünkü seni seviyorum. Beni ve çevremi beğenmeni istiyorum. Birden heyecanlandı: "Aslında biz, herkesle birlikte, kendimizi de cezalandırmak istiyoruz. Bizim yaşamaya hakkımız yok, çünkü topluma bir katkımız yok; ldürmek istiyoruz.