Fakat, bu da tutsaklık değil midir, acaba? İnsan, soyu için, Tanrı için, Kendini bir düşünce uğruna feda mı etmelidir?
Ya da, acaba efendimiz ne kadar yüksekteyse, tutsaklık zincirimiz de o kadar uzuyor ve o zaman çok geniş bir harmanın içinde sıçrayıp oynuyor, sonra ucunu bulamadan ölüyoruz, bunun adına da özgürlük mü demişiz yoksa?