İnsan kendine yaklaştıkça yanar, ben kül olmayı göze alarak dokundum kendime. İlk adım zordu ve can yakıyordu kabul; her gün bir adım daha, bir adım daha yavaş ve sakince... Sonra bu rutine alıştım bir de baktım ki kendimi baştan sona ezberlemişim, elimde kocaman bir çubuk, ayağımın altında kıldan ince bir ip yürüyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dipsiz bir kuyudan su çekmeye benziyordu onlar arasında yaşamak, bir damla su için binlerce alkış bekliyorsun ama nafile! Bu yüzden öylece hiçbir şey yapmadan durmak, işe yaramaz olmak daha kolaydı. Çünkü bu halim onlara en sevdikleri şeyi veriyordu; sonsuz öğüt verme ritüeli. Bizim insanımız akıl vermeyi pek seviyordu ben de onları sevdikleri bu spordan asla mahrum bırakmıyordum. Beni gördükleri her yerde uzun nutuklar çekmeye hazırlanıyor ancak dinlemediğim fark ettiklerinde öfkelenip, senden adam olamaz kabilinden laflar ederek yanımdan uzaklasiyorlardı. Günah ya da sevapların işlemediği hayatımda yalnızca yapamadıklarım vardı elimde ve durmadan gözüme sokuyorlardı. Oysa günah da sevap da insanın yapıp ettikleri karşılığında yazılıyordu. Benim defterim boştu, doldurmaliydim onu.