Altına hücum gibi, arsaya hücum başladı İstanbulda... Bir karış arsa için İstanbulun bu aç gözlü canavarları biribirlerinin gözlerini oyacak, biribirlerinin ırzlarına geçecek, biribirlerini boğazlayacak, kıtır kıtır kesecekler.
insanlığı, kabuğundan soydukça, bir kat, iki, üç, dört, beş kat, gittikçe aydınlanır insanlık, güzelleşir. Çirkin olan insanlığın en üst kabuğudur. Adam olan hem kendi kabuğunu, hem insanlığın kabuğunu durmadan soymaya çalışır.
"insanlara söz ettirmem. Olmaz. Bir yerlerde bir şeyler kalmıştır. Durmam, vardır. Parlıyordur. Biz onu bulamıyorsak gücümüz yoktur. O parlak ışığı göremiyorsak, gözümüz içimizin karanlığındadır."
İstanbul şehrinde, bir kıyıya, köşeye saklanmış yüreğinde acıma, sevgi, saygı kalmış insanları arayacak ve hem de bulacak. İnsanlık hiçbir vakit ölmez, diyor Mahmut. İstanbul şehrinde insanlığın ölüp ölmediğini araştıracak
Mahmut kuşları yakalayıp kafeslere tıka basa dolduranlara kızmaz, Mahmut, o kuşları kafeslerden kurtarmak, kurtarıp da sevaba girmek istemeyenlere kızar, onları kınar