Bir söz, sadırdan satıra dökülürse kalpler ihya olur. Bir söz, maneviyatla yogrulursa kalpler mutmain olur.
Peki, nedendir akilla ugraşmak hala, kalp dururken?
Kalbe giren kaybeder mi hiç?
Akıl unutur.
Kalbe nakşedilen söz, daha çıkar mı?
Akil, nisyan ile maluldur.
Kalp ihya olursa, istikametini şaşırmaz insan.
Akıl şaşırtır yolu ;akıl, kaybettirir istikameti.
İnsanlar yolunu kaybetmesin, hakikat nurundan mahrum kalmasın ve kalpler ihya bulsun diye 1095 1105 yilları arasında, Şam'da inzivaya çekildiği dönemde eserini yazar Imám-ı Gazali Hazretleri. Ama ne eser! Gittiği her yere, nurdan kandiller taşır.. Kalplerin ihya'sı, nerede yere düşeyazan Islam şeraiti olsa, onu ayağa kaldıran İhya-u Ulumi'd-Din olur.
İhya-u Ulúmi'd-Din, "dini ilimlerin diriltilmesi" demek.
Öyle muazzam bir şöhrete ulaşır ki "Islam ahlakını öğretmek için, din alimleri olarak elimizde bundan başka hiçbir kitap bulunmasaydı, yalnız bu kitap kifayet ederdi." medhiyesine mazhar olur .
Nasıl olmasın?
Kelam, fıkıh, ahlak ve tasavvuf olmak üzere bütün ilimleri ihtiva eder. Ansiklopedi özelliğindedir. Bir Müslüman, şer'i bir hastalığa tutulsa, şifası, dört ciltten birinde muhakkak vardır.