Cengiz Aytmatov'un bu kitabı diğer bir eseriyle işlediği konu bakımından benzerlik göstermektedir:Erken Gelen Turnalar.Hikaye ne kadar hüzünlü görükse de 11 yaşındaki bir çocuğun avcılık hayatına atılmasını derinden konu edinir.Ve hikayedeki yetişkinler hikayenin sonunda ölüyor gibi görünseler de Kirisk'in yol arkadaşı olurlar.Bu durumda Cengiz Aytmatov hikayesinde ölümün yalnız bedenen olabileceğine vurgu yapmıştır.Onun dışında manevi anlamda,ölen insanların yakınında olduğuna inanmış bunu ise bizlere hikayesi üzerinden göstermiştir.Kendisi de babasız büyüdüğü için bu hikayesinde de acısını yaşayan bir karakter oluşturmuşur.
Hikaye Kirisk'in hayata erken yaşta atılımını konu edinmekle beraber,insanın geleceğinin evlatları oluğunu vurgular.Orhan Dede,Mılgun Amca ve Emrayin'in kendi su içme haklarından daha fazlasını Kirisk'e bırakmaları, (ne kadar denize atlayarak Kirisk'i tek başına bıraktıkları düşünülse de )susuzluğun verdiği o büyük acıdan kurtulmak için denize atlamaları "İstikbalin çocuklarda olduğu"düşüncesini kanıtlar.
Aytmatov ayrıca Kirisk'in avcılığa olan masum heyecanını betimlemeleriyle ,o heyecanı hissedilebilir şekilde yansıtmıştır.Okur başlangıçta o heyecanı Kirisk ile birlikte yaşar.Her şey güzel ilerliyor gibi gözükse de ileride yaşanan ters köşeyle birlikte şaşırır kalır insan.Orhan Dede,Mılgun Amca,Sakallı Emrayin avcılıkta deneyimlidir.Ama bu kazaların yaşanılamayacağı anlamına gelmez.Aytmatov hayatın neler getireceğinin bilinemeyeceğini,hayatın sürprizlerle dolu olduğunu bu olayla etkili bir şekilde hatırlatmıştır.
Hikaye su ile karanın geçmişten bugüne sürekli bir savaş halinde süregeldiğini anlatır.Bu bir çeşit adapte olma şeklidir.Su da kara da birbirlerinin varlığı karşısında sürekli devinim halindedir.Aynı şekilde Kirisk'in