Sahip olmak ya da olmak ilkelerini ya da yönlenişlerini insan varoluşunun iki temel kategorisi olarak değerlendirir. Mala, mülke, şöhrete, insana, bilgiye sahip olmak onları ele geçirmek kendine mal etmek onlara egemen olmak ve dilediğince kullanmak anlamına gelir. Ama bu maddesel sahip oluşların sonu yoktur. İnsan hiçbir zaman yeterince şeye sahip olamayacaktır çünkü maddesel olan, elle tutulan aldatıcı ve geçicidir. Bu nedenle sahip olmak tutkusundaki insanlar hep kendilerinden fazla şeye sahip olanları kıskanacak, az şeye sahip olanlardansa kendi maaşlarına göz dikecek telaşıyla korkacaklardır. Olmaksa sahip olmanın karşıtıdır. Hiçbir şeyi elde etmeye, kendine mal etmeye ve ona egemen olmaya çalışmaz. Olmak, her şeyi kendi bütünlüğü, canlılığı, yaşamı ve gelişimi içinde sevmek demektir. Böyle davranan bir insan dışsal ve maddesel olana bağlanmaksızın kendini geliştirip evrimleşmeye çalışır ve insanlık bilinci ile diğer insan kardeşlerini sevme, onlarla bir olma arzusunu taşır.
İnsanlığın doğru yolu bulabilmesi için davranışlarını ve inançlarını şimdi yaptığı gibi "sahip olmak" ilkesine göre değil, "olmak" ilkesine göre ayarlaması gerekir.