Anadolu hepimize hınç, şüphe ve güvensizlikle bakıyor. Yüzbinlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığınızı getiriyoruz. İstasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene:
- Benim Ahmet'i gördünüz mü? diyor.
Hangi Ahmet'i? Yüz bin Ahmet'in hangisini?
Bir aralık irkilip durdum. Bir kuyunun içinden gibi, o kadar derin bir ruhun içinden gibi, o kadar acılı bir inilti dalgası geliyor.
Sokak inlemektedir. Büsbütün aç bir parça ağaç kışrı ve bir kuru portakal kabuğu bile bulamayan, karınları bağırsaklarının içine karışmış, sürüne sürüne kaldırım üstüne çıkan insan iskeletlerinin son iniltisini dinliyorduk...
İki rekat namazını tamamladıktan sonra müşriklere dönerek "Vallahi" dedi.
Eğer Hubeyb ölümden korktu da namazı uzattı demeyecek olsaydınız, namazı uzatır ve çoğaltırdım! ...
Bir gün Cebrail (as) gelerek ya Resulallah! işte şu uzaktan sana doğru gelen Hatice'dir. Yanında içinde yemek bulunan bir kap var. Yanına geldiği zaman, ona Rabbimden ve benden selam söyle!
Cennette inciden yapılmış bir sarayın kendisine verileceğini müjdeli ki onun içinde ne gürültü patırtı vardır, ne de çalışmak çabalamak! dedi.