Halbuki hakikat idraki, yıka yıka yürünen bir yolun nihai noktası değil; irtifa kazanarak elde edilen bir üst-şuur halidir. Ve günün sonunda en kâmil idrak mertebesindeki hâlinizin, sizi daha baştan "yıktığınızı zannettiğiniz" o ilk icmalî anlayışa getirmeyeceğini bilemezsiniz. Yani yıkım arzusu bir hakikati anlama çabası değildir. İnsan "bütün sahilleri görmeye, tüm hanelere uğramaya çabaladım ve her mahal(le)de bir hatıram var" demenin peşinde olmalı.