Öncelikle okunması çok kolay, sürükleyici bir kitap. Elinizden düşürmeden bitiriyorsunuz, tavsiyedir.
Zeka insanı mutlu etmeye yeter mi, sevgisizlik ortamında zeka insana ancak acı mı verir?
Farkındalığın geliştikçe yalnızlaşır mısın; bilmemek, sorgulamamak etrafındaki insanlar tarafından daha kolay mı kabul edilebilir olmak demek?
Düşük zeka seviyesindeyken ya da çevrenden daha az zeki, muhtaç, çirkin, yoksul vs gibi durumlarda sevilmek ya da en azından sevildiğini zannetmek, ait olmak veya en azından dışlanmamak daha kolayken; çevrendeki insanlardan üstün özelliklerinin olması durumunda kabul görmenin, kıskanılmadan olumsuz özelliklerinin bulunulması için çabalanmadan sempatik gelebilmek arkadaş dost edinmek ne kadar zor fark ettiriyor, sorgulatıyor.
Herkes gibi olmak, rutinlere sahip olmak, toplumun benimsediği kurallara uygun yaşamak, ortalama bi zeka seviyesinde olmak belki de mutlu yaşamanın tek sırrıdır,dedirtiyor.
Ayrıca ebeveyn olarak özel bi çocuğa sahip olsan nasıl davranmalısın, sağlıklı ve düşük zekaya sahip 2 çocuğun arasındaki dengeyi nasıl kurabilirsin?
Onu 'normal'leştirmeye çalışırken aslında onun duygularını hiçe saydığını, onun da aslında hisseden, ihtiyaçları olan ,sevilmeye layık biri olduğunu unutup sadece tek konuya odaklanmanın onda yarattığı harabiyeti fark edemeyecek kadar vicdanından uzaklaştığını fark etmemek.
'Herkesin senin düşündüğün gibi olmadığını görünce sakın üzülme'