Suskun Yolcu

Ya Rabbi, çaresiz olduğum için değil, derdimin çaresinin ancak Sen olduğunu bildiğim için geldim kapına. Tüm kapılar üzerime kapandı diye değil, bütün kapıları açacak anahtarın ancak Sen olduğunu bildiğim için, dualarımı da harmanlayıp gözyaşlarımla, Sana doğru çıktığım o yolda bir tek gönlümü aldım yanıma ve onunla dayandım kapına... Ya Rabbi, Senden bir şey isteyemem ki her şey bu kadar Sen iken. Cennetini bile istemez gönlüm, Seninle cenneti yaşar iken. Korkmam cehennem ateşinden de o da aşkınla sönerken... Aşkınla söndü Allahım... Ben aşkınla söndüm. Aşkınla söndürdüm nefsimi, kinimi, beni yakan, yakacak olan her ne varsa her şeyi. Aşkınla kül ettim ve artık beni cehennem bile aşkın gibi yakamayacak. Bilmeyi bilmeden, kendimi bilmeden daha, kendini bildiren Sensin bana. Ruhuma üfledin ruhundan, aşkını üfledin bana. Şekil verdin şekle sığmayan o sonsuz güzelliğinle ve kalbimi verdin bana. Evet kalbimi... "Yeter" dedin. "Bu kuluma yalnız bu kalbi yeter. Onunla yürüyecek, onunla koşacak, onunla konuşacak ve hatta onunla görecek ve bu kalp öyle bir kalptir ki o kalpte yalnız Ben olacağım, Benden başka hiçbir şeye orada yer kalmayacak..." Varlığında yok olduğum, varlığında kaybolduğum, varlığında kendimi bulduğumsun... Bir değil, bin ömrüm dahi olsa, bir gözümün şükrünü bile veremeyecekse eğer, yaptıklarım ve yapacaklarım, söyle bana Ya Rabbi, ya ben bu gönlün şükrünü Sana nasıl vereyim? Baktığım her yerde, duyduğum her seste, sevdigim her gönülde, her yerde Sen varsın. Aynadaki aksimde bile Seni görür oldum Ya Rabbi. Kayboldum sandığım yerde de o yolun sonunda yine Sen varsın. Her adımda sanki dünyanın bütün yükünü yüklenmiş gibi ağırlaşan ayaklarımı bir ismin yetiyor yerinden kaldırmaya. Al şu yükümü Ya Rabbi, al benden, al değneklerimi, zaten ben Sana dayanmadan
Sayfa 79·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Günahkâr ellerinle günahın yakışmadığı, yaklaşmadığı tek yere onunla dokunursun. Uzaklaşır ellerin dünyadan, yeni bir dünyaya, yeni bir pencere aralarsın. Temizlenmeye niyetlidir ellerin. Uzandığından, tuttuğundan, bıraktıklarından... Gözlerini alır sayfalarının nuru, başka yerlere götürür. Gördüğüne kör, körlüğüne ayan olursun. Baktığın şey, gördüğün şey değildir artık. Nesneye yabancılaşırsın gitgide ve hatta kendine de. Temizlenmeye niyetlidir gözlerin. Baktığından, gördüğünden, körlüğünden... Tanıdık birkaç damla yaş süzülür huzur ikliminden. Nedenini bilmediğin bir duygu kaplar içini. Birine sarılmak istersin sanki. Annen, baban yanındadır ama sanki bitmez bir gurbet yaşarsın içinde, sarılır sarmalanırsın, anlamazsın... Gittikçe daha da burkulur için. Okuduğun dili belki bilmez lisanın. Ama tanıdıktır gönlüne. Gönlün okur sayfalarını, dudakların şahitlik eder sadece. Temizlenmeye niyetlidir dudakların. Cümlelerinden, sözlerinden, söylediklerinden... Aşkı tanırsın O'nu tanıdıkça. Gerçekten yaşamaya başlarsın o aşkı bulduğunda... O ki, en büyük aşka yazılmış eşsiz bir mektup ve en büyük aşkın ezeli şahidi... O, en büyük şairin sayfa sayfa aşkı, cümle cümle, kelime kelime sen... O en büyük ki, en sevdiğini bile, seni sana anlatmaya göndermekten çekinmedi. Sana değer vermeseydi seni senden kurtarmak zahmetine hiç girer miydi? Sana seslendiği sûreyi de aşk kitabının kalbi ilan eder miydi? Layık olamasan da, sana layık görülen kitap ellerinde işte. Bırak ellerinden. Bırak da şimdi, düşmesi gereken yere, tam da kalbinin üstüne düşsün. Ruhunla dokun ona, ruhuna dokunsun, seni en baştan tekrar tekrar dokusun. Kur'ân, yepyeni bir dünya kuran. Yıkayan, paklayan, örten... Kâinatın tesettürü Kur'ân. Onunla örtünsün kalpler günahtan. Ellerimiz, gözlerimiz, sözlerimiz,
Sayfa 81·Kitabı okudu
" Derdin çaresi, dert içindedir. Acının ilacı da acıda gizlidir. En büyük başarılar en büyük sıkıntılarla başlar. Sabır, şükür ve gayret insanı zirveye taşıyan sihirli bir eldir.
Sayfa 109·Kitabı okudu
30.01.2023 - Bir masal daha başlamadan bitti... Biri varmış, Biri yokmuş... Evet, Biri yokmuş ve hiçbir zaman da olmayacakmış... Çünkü, Biri tam olarak var değilmiş. Biri tam olarak var olmadığı için Biri de hiçbir zaman olmayacakmış... Kısacası ne Biri varmış, ne de Biri yokmuş... Yarım kalmak böyle birşey... İçinden çıkamadığın soru cenderesi... Ne aklınla düşünüp bir karar verebilirsin, ne de kalbinle... Yarım kalmışsın bir kere...Doğuştan bir yarımlıktır bu ve kimse tamamlayamaz bu yarımkalmışlığı... Türlü bahaneler sunarlar.. Ama açıkça ortadadır kabullenilemez bu yarımlık... Halbuki kabullenilse ve o yarımın kendisini tam etmesi için muhit yaratılsa ne de güzel tam olurdu... Bazen sözler yetemez kalbinin yangınını anlatmaya... Anlatmak da istemezsin hani... Çünkü anlatsan da değişecek bir şey yoktur... Kalabalıklar içinde yalnızlık nasıl bir şey az çok öğrenmiştim ama kalabalıklar içinde yarımlık neymiş iliklerime kadar öğrenmiş oldum... Bu yangında o tam olamayan Bir yanıp kül olacak... Küllerinden yeniden doğar mı, bilmiyorum... Her kabul ettim derken yarımlığı yüzünden tökezleyip düşmesi, hiçbir adım atamayıp kalbinin alevlerine teslim olması onun kül olmasını kaçınılmaz edecek... Belki de artık kül olup yok olmuştur... Masala yeniden başlayalım mı? Biri yokmuş, Biri de istese de hiçbir zaman olmayacak... Biri yokmuş, Biri hiç yokmuş... Masallar mutlu sonla biter derlerdi. Peki yarım başlayan masallar? Biri yoksa, Biri hiç yoksa nasıl biter ki bu masal? Gökyüzü Yolcusu