Bbcn

Bbcn
@Zbbcn
Sonuçta Sezgin kim, ben babası tarafından terk edilmiş bir kız çocuğuydum, vazgeçişlerin en beteriyle lanetlenmiştim. Kim daha çok incitebilir, hangi erkek daha çok üzebilirdi beni? Tabii nedense annem bunu hiç bilmedi; gururu ve kalbi o kadar incinmişti ki, babamın gidişine bu yanından bakmak aklına gelmedi. Asıl haksızlığa uğrayan, asıl terk edilen, asıl vazgeçilen, asıl sevilmeyen kendisiymiş gibi davrandı hep. Oysa değildi. O, evini bırakan bir kocayı hatırlıyordu, bense elimi bırakan bir babayı. Hep annem ağladı ama asıl terk edilen bendim.
Sayfa 117 - Hep Kitap
Reklam
Kırgınlıklarımı gizlemekten bezmiştim artık. Gizlediğim şeyleri arayıp bulmakla uğraşmıyordu kimse. Onlar fark edene kadar çatlaklar derinleşiyor, kalbim parçalara ayrılıyordu.
Sayfa 115 - Hep Kitap
Bir yerde kapalı kalmak kötü ama orada unutulduğunu düşünmek cehenneme benziyor. Cehennemi görmedim hiç, yine de unutulmakla bir ilgisi olduğundan eminim.
Sayfa 108 - Hep Kitap
Birden dünya çok büyük gelmişti. Başkasının elbisesi gibi üstümden sarkmıştı hayatım. Artık onu giymek istememiştim. Ölmek istemiştim. Hayır, ölmek istediğim doğru değil. Sadece artık olmamak istemiştim.
Sayfa 67 - Hep Kitap
Toplama kamplarında insanın insana uyguladığı zulümle ilgili bir soruyu hatırladım. Soru soruldu: “ Söylesenize, Auschwitz’de Tanrı neredeydi?” Ve yanıt geldi: “İnsan neredeydi?” Çünkü bu kötülüğü sadece insan yaptı. Ne Tanrı, ne din, ne Tanrı ya da din adına hareket eden insanlar. Sadece basit insan. İnançlarına veya ırklarına bakmaksızın, herkese ıstırap çektiren insanlar. Sırp, Boşnak veya Hırvat. Hıristiyan ya da Ortodoks, Müslüman ya da ateist.
Sayfa 84 - Kırmızı Kedi Yayınevi