Romain Gary’nin otobiyografik eseri ‘Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı’ yazarın hayatını belirleyen en büyük güç olan annesiyle ilişkisini merkezine alır. Kitap boyunca Gary’nin çocukluğundan itibaren karşısına çıkan zorluklar, annesinin ona aşıladığı sınırsız inançla şekillenir..
Gary’nin annesi, ağır derecede şeker hastası olmasına rağmen oğlunun başarısı için kendini adayan, olağanüstü bir kadındır. Hatta bu fedakârlığın en çarpıcı örneği, II. Dünya Savaşı sırasında yaşanır: Oğlu cephede askeri pilot olarak savaşırken, annesi ölmeden üç gün önce oturup ‘tam 250 mektup’ yazar. Bu mektupların tarihlerini önceden atar ve hepsini İsviçre’deki bir arkadaşına göndertir. Böylece savaş boyunca üç yıl boyunca, Romain Gary nereye giderse gitsin, o mektuplar onu “bulur” ve annesinin hâlâ hayatta olduğu hissini yaşatır. Annesinin sevgisinin zamana ve ölüme meydan okuyan bu hali, kitabın duygusal omurgasını oluşturan en güçlü anekdotlardan biridir..
Roman, Gary’nin annesinin ona yüklediği "büyük adam olma" hayalini gerçekleştirmek için verdiği mücadeleyi yer yer mizahla, yer yer iç burkan sahnelerle anlatır. Savaşın, yoksulluğun, göçün ve kimlik arayışının iç içe geçtiği bir yaşam serüvenidir bu. Ama tüm karanlıkların içinde, anne sevgisi her zaman en parlak ışık olarak kalır..
‘Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı’ bir annenin oğluna duyduğu sarsılmaz sevginin ve bir insanın inancının neleri mümkün kılabileceğinin hikâyesi. Hem samimi, hem hüzünlü, hem de insanın içini ısıtan bir büyüme anlatısıdır..