Orhn

9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2025 12:35
Arturo Bandini’nin hikâyesi tanıdık bir tonda başlar. Yazar olma hayaliyle yola çıkan genç, fakir, öfkeli ve tutkulu bir adam. Ama onu “sıradan bir heveslinin” ötesine taşıyan şey, John Fante’nin anlatımındaki delici içtenlik ve acı-hiciv karışımıdır. Fante, Bandini’yi yalnızca yazarlığa tutunan bir genç olarak çizmez; onun açlığını, kırılgan gururunu, saçma cesaretini ve çoğu zaman kendine karşı bile acımasız olabilen iç sesini öyle bir çıplaklıkla serer ki, Chares Bukowski’nin bile arka kapakta ‘bana orospu çocuğu deme! Ben Arturo Bandini’yim diye bağırdığını yazar..
Toza SorJohn Fante · Parantez Yayınları · 20245,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·336 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
·
50 günde okudu
·
Okunma: 18 Kasım 2025 12:59
Romain Gary’nin otobiyografik eseri ‘Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı’ yazarın hayatını belirleyen en büyük güç olan annesiyle ilişkisini merkezine alır. Kitap boyunca Gary’nin çocukluğundan itibaren karşısına çıkan zorluklar, annesinin ona aşıladığı sınırsız inançla şekillenir.. Gary’nin annesi, ağır derecede şeker hastası olmasına rağmen oğlunun başarısı için kendini adayan, olağanüstü bir kadındır. Hatta bu fedakârlığın en çarpıcı örneği, II. Dünya Savaşı sırasında yaşanır: Oğlu cephede askeri pilot olarak savaşırken, annesi ölmeden üç gün önce oturup ‘tam 250 mektup’ yazar. Bu mektupların tarihlerini önceden atar ve hepsini İsviçre’deki bir arkadaşına göndertir. Böylece savaş boyunca üç yıl boyunca, Romain Gary nereye giderse gitsin, o mektuplar onu “bulur” ve annesinin hâlâ hayatta olduğu hissini yaşatır. Annesinin sevgisinin zamana ve ölüme meydan okuyan bu hali, kitabın duygusal omurgasını oluşturan en güçlü anekdotlardan biridir.. Roman, Gary’nin annesinin ona yüklediği "büyük adam olma" hayalini gerçekleştirmek için verdiği mücadeleyi yer yer mizahla, yer yer iç burkan sahnelerle anlatır. Savaşın, yoksulluğun, göçün ve kimlik arayışının iç içe geçtiği bir yaşam serüvenidir bu. Ama tüm karanlıkların içinde, anne sevgisi her zaman en parlak ışık olarak kalır.. ‘Şafakta Verilmiş Sözüm Vardı’ bir annenin oğluna duyduğu sarsılmaz sevginin ve bir insanın inancının neleri mümkün kılabileceğinin hikâyesi. Hem samimi, hem hüzünlü, hem de insanın içini ısıtan bir büyüme anlatısıdır..
Şafakta Verilmiş Sözüm VardıRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2020718 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2025 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2025 21:27
Suikast Bürosu aslında yarım kalmış bir roman. Jack London 1910’da yazmaya başladığı romanı 20 bin sözcük yazdıktan sonra mantıklı bir son bulamadığından yarım bıraktığı ve sonunu da Robert L. Fish’in tamamladığı roman 1963’de yayımlanmış. Yani yarısı Jack London’ın yarısı Robert L. Fish’in olan bu roman da etik kuraları gözeterek kurulmuş toplumsal faydayı şiar edinmiş ve bu çerçevede faaliyet gösteren suikastçıların bir araya geldiği bir oluşum. Ki bu kişiler hiçte sıradan kişiler değil, sosyoloji profesörü, felsefeci, dil bilimci ve entelektüellerden oluşan saygın kişilerdir. Okumaya başlayınca London’nun nerde yarım bıraktığını bulmaktı amacım, tabi ki bulamadım Külliyatım bunun için yeterli değildi. Benden meraklı başka biri vardı Winter Hall adında bir genç .. Roman tam burda başlıyor Winter Hall gazetede gördüğü cinayetler arasındaki benzerliklerden yola çıkarak bu cinayetlerin arkasında bir topluluğun olduğunu düşünüyor. Bu topluluğa ulaşmak için mücadeleler veriyor ve gizli yollardan ulaşmayı başarabiliyor. Ulaştığı topluluk yani suikast bürosundan kendi liderlerini yani İvan Dragomiloff’un öldürmesini talep ediyor. Bu talep hemen kabul edilmiyor tabi ki, uzun tartışmalar sonucun da İvan Dragomiloff ikna oluyor ve işi almayı kabul ediyor. Sonun başlangıcı.. İvan Dragomiloff: “Sorumluluğu bize ait olan bütün ölümler için diyebilirim ki ölenler arasında bunu hak etmeyen tek bir kişi bile yoktu. Ölümü insanlığa fayda sağlamayan tek bir kişi bile ölmedi.” Akıcı ve keyifli bir kitap London’nun nerde bıraktığını bulmaya çalışmak ayrı bir keyif veriyor. Toplumsal fayda, etik ve politik yaklaşımlar kitabın içeriğine zenginlik katıyor..
Suikast BürosuJack London · Can Yayınları · 20152,772 okunma