“…Üzüntülerimiz, hayatımızın kara bulutlarıysa gözyaşlarımız güneşi müjdeleyen yağmurlar gibidir. İnsan ağladıktan sonra kalbini yağmurlarını dökmüş bir sema kadar saf bulur. Ağlamak!..Eğer insanlar bu teselliye malik olmayaydılar hayata nasıl tahammül ederlerdi?” (Ferdi ve Şürekası)
Halit Ziya Uşaklıgil
“Her uğradığın musibet, kendi fiilî ve sözlü hareketlerinin eseridir. Birinden tokat yerken, kendinin de kime tokat vurduğunu veya vurmak niyetinde olduğunu veyahut başka bir suretle etrafını rencide ettiğini düşün!” (Batmayan Gün, Samiha Ayverdi)
Hayatımıza son yıllarda giren kavramlardan biri de selfie; yani kendi fotoğrafını çekmek. Sosyal medyada dolaşan bir resim vardı. Yan yana iki fotoğraf var. Soldaki fotoğrafta Neil Amstrong'un Ay'a ayak bastığı anın görüntüsü var ve altında söyle yazıyor; "Neil Amstrong Ay'a gitti ve 6 tane fotoğraf çekti." Sağ tarafta da bir tuvalet aynasında kendi fotoğrafını çeken bir kız fotoğrafı var ve onun altında da şöyle yazıyor: "Ece tuvalete itti ve 92 fotoğraf çekti."
Yaşanan durum ancak bu kadar güzel hicvedilebilir.
Bir yanda Türkiye'nin dört bir yanında uyuşturucunun zararlarını anlatmak için koşturan Yeşilay.
Diğer yanda yapılan çalışmaların hepsini boşa çıkaran iki dakikalık bir şarkı!
İşte yaşadığımız günün harika bir özeti!
…Bu arada birbirine benzeyen videolar çoğaldı. Ve Youtuber'lar dikkat çekmek ve ön plana çıkmak içın daha marjinal şeyler yapmaya başladılar. Marjinal olma yarışı da çocuklarımız için risk ve tehlikeleri çoğalttı.
İşin bir de reklam boyutu var. Kendi halinde birçok aile Youtube üzerinden para kazanıyor. Ve işin garibi para kazandıkları bu illegal şirkette çocuk işçi çalıştırıyorlar. Hem de kendi çocuklarını. Tık alma uğruna çocuklarını ekranın önüne atan ebeveynlerin reklam geliri arttıkça, hırsları da artıyor. Mahremiyet kavramı yok olurken teşhircilik legalleşiyor…