"Kimseyi zorla göndermezsin,Geneen," dedi. "Tıpkı kimseyi zorla yaninda tutamayacagin gibi.İnsanlar kendi kararlaryla ve kendilerini ilgilendiren nedenlerden ötüru kalir ve ya giderler; senin filanca za-man yaptigin veya yapmadigin bir seyden ötürü degil."
Roman yarışmasına katılmalı ve reddedilirse de bunu yaşamalı. Reddedilecek olursa, gelişebilir ya da farklı bir ilgi alanının peşinden gitmesi gerektiğini keşfedebilir. Her halükarda, yoluna devam edebilir. İşte, mevcut yaşam tarzını değiştirmek bu anlama geliyor. Arkadaşım hiçbir yere eserle rini yollamayarak bir yere varamaz.
. “Âşık olduğumuz kişiyi bazen o kadar büyütürüz ki zihnimizde, bir bakmışsın adeta tanrı olmuş çıkmış. Ve aşkımıza karşılık bulamadığımızda bu sefer de yok ederiz tanrıyı, bir hamlede.”
“Aşk da inanç gibi aslında” diye devam etti Peri. “Sonucunu bilmediğin, bilemeyeceğin halde koyuvermek kendini. Bu dünyada birçok şey inanç işi aslında. Bir kitap yazmak. Yeni bir şehre yerleşmek. Sonunu bilmediğin maceralara atılmak. Hepsi bir nevi inanç işi. Aşk bu duyguyu perçinliyor. Deli bir esriklik. Kendi sınırlı varlığının ötesinde biriyle bağ kurmanın güzelliği. Ama işte insan kendini aşka –ya da inanca– fazla kaptırırsa, dogmaya dönüşüyor her şey. Ne aşkı, ne inancı abartmamalı. Hiçbir şeyi putlaştırmamalı.”