Öğrenmek tuhaf bir olay: Ne kadar derinlere gidersem, var olduğunu bile bilmediğim şeylerle karşılaşıyorum. Kısa bir süre önce, her şeyi - dünyadaki tüm bilgileri - öğrenebilirim gibi aptalca bir hisse kapılmıştım. Şimdi ise, sadece onların var olduğunu bilebilmeyi ve bir nebzesini anlayabilmeyi ümit ediyorum.
Ama bir insanın daha zeki olmak, daha çok bilgi edinmek ve kendisini ve dünyayı anlamak istemesinin nesi yanlış?
Eğer Kutsal Kitap’ı okursan, her şeyden önce, bir insanın Tanrı’nın ona verdiğinden fazlasını bilmeye çalışmasının doğru olmadığını da anlarsın, Charlie. O ağacın meyvesi insanlara yasaklanmıştı.
Adem ile Havva’nın bilgi ağacının meyvesini yemeleri kötü bir şeydi. Çıplak olduklarını görmeleri, şehveti ve utanmayı öğrenmeleri de kötü bir şeydi. Ve onlar Cennet’ten kovuldular ve kapılar onlara kapandı. Öyle yapmasalardı, hiçbirimiz ne yaşlanacaktık, ne hastalanacak, ne de ölecektik.
Polonius: “Layık oldukları biçimde davranacağım efendimiz.”
Hamlet: “Olmaz öyle şey, Tanrı esirgesin, insan gibi davranmak yeter. Herkese layığına göre davranacak olursan kim kırbaçtan kurtulabilir ki? Onlara kendi şeref ve payenize göre davranın; ne kadar azına değseler de o kadar fazla vermek sizin ihsanınızdır.”