Yalnızlığımın dipsizliğinden korkuyorum! Kendimi karanlık bir uçurumun kenarında buldum; aşağı habire sözcükler atıp duruyorum; nasıl da ağır sözcükler, ama düştüklerinde en ufak bir ses gelmiyor. O uçuruma kahkahalar, tehditler ve gözyaşları atıyorum. Aşağıya tükürüyor, bağrına taşlar, kaya parçaları fırlatıyor, dağlar tepeler deviriyorum hep aynı boşluk, hep aynı sessizlik
Sen bir kadına aşık olunca,benim fani dostum,bir kadın için kanın kaynamaya başlayınca,kendini herkesten farklı biri gibi hissedersin, öyle değil mi? Ben etmem. Adem ile Havva'dan başlayarak bütün çiftler taburlar halinde gözümün önünden geçmeye başlar; onların öpüşmelerini, okşayışlarını görür, birbirlerine ettikleri, lanet mi lanet tekdüzelikteki sözleri duyar, tuhaf fısıltılar çıkarabilen ağzımdan, tekrar tekrar tuhaf bakışlar atabilen gözlerimden, böyle alelade bir anahtara uysalca boyun eğerek açılabilen yüreğimden tiksinmeye başlarım. Bütün çiftleşen hayvanlar, onların lanet mi lanet tekdüzelikteki mırıldanmaları ve birbirlerine sürtünmeleri gözümün önüne gelir; kemik, yağ ve sinirlerden oluşan kütlem, herkesteki bu kahrolası hamur Bana iğrenç gelmeye başlar. Bir kere insan suretine mi büründün, aman dikkat! Artık bütün yanılsamalar üzerine hücum eder!
Peki bugüne kadar Tanrı'ya kendini adamış herkesin, bütün inançlarının küfürden ibaret olduğunu bilmiyor muydunuz? İnsanlar ellerindeki hamur parçasına İsa'nın eti diyebiliyorken, Sikstus ya da Pius diye birileri çıkıp sakin sakin, üstelik bütün Katoliklerin fikir birliğiyle kendilerini İsa'nın elçisi ilan edebiliyorken neden siz de, Illinois'dan gelmiş bir Amerikalı olarak İsa'nın, mesela... valisi olmayasınız? Bunlar küfür değil Bay Wandergood, yalnızca alegoridir ve yontulmamış kafalar için elzemdir; siz de öfkenizi boşa harcıyorsunuz.
Buralarda her şey süreksiz ve istikrarsız; bir kez biriyle ayrı düştüğünüzde, sonra onu uçsuz bucaksız bir boşlukta yeniden arayıp bulmak zorunda kalıyorsunuz.