ZEHOJEN

ZEHOJEN
°•SAPAR£ AUD£•°
180 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
Ah be John! Bu kadar iyi yazmak zorunda mıydın?
9/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2023 18. kitabı
Uzun süredir beklettiğim , Meksika halk hikayesinden esinlenmiş İnci'nin incelemesini sizlerle de paylaşmak istiyorum. 1947'de  yazılmış olan bu eser, son derece canlı betimlemeleri ve karakterleriyle hikayenin anlamını derinleştiriyor. Gerek akıcılığı gerek  toplumsal sorunları ele alma konusundaki hassasiyeti oldukça başarılı . Hikaye ;  geçimini inci toplayarak sürdüren ,tek korkusu açlıktan ölmek olan , Kızılderili  Kino'nun bebeğini akrebin sokmasıyla başlıyor.  Kasabanın kibirli , aç gözlü ve hırslı doktoruna göstermek üzere yola koyulurlar.  Kino'nun parasının olmaması üzerine doktor , bebeğe bakmayı reddeder. Çaresizliğin türküsü sağır edici hâle gelmiştir. Aynı gün bebeği için inci aramaya çıkan Kino, dünyanın en göz alıcı incisini bulur. İnci o kadar büyüktür ki tüm hayalleri incinin parlak yüzeyinde canlanır. O günden sonra inci yalnızca Kino'nun değil tüm kasabanın hayallerini süsler. Aradaki tek engel Kino'dur. Kıskançlık ve aç gözlülüğün gürültülü uğultusu etrafını sarar, bir yakınlaşır bir uzaklaşır... Düşlerini kendine saklasaydı hiç dokunamayacaklardı  belki de . Ama o anlatmayı seçti. "O ana kadar neler yapacağını söylemekle kendi geleceğini çizmişti. Tasarlamak gerçek bir şeydir; açığa vurulmuş düşler, denenmiş demektir. Bir hayal bir kere düşünülmeye görsün, öbür gerçeklerin arasındaki yerini alır ve bir daha asla yıkılmaz ama kolaylıkla saldırıya uğrayabilir." Hayal ettikçe çoğalıyordu istekleri. Derler ya, insan asla doymak bilmez diye, yüzünü verseniz ille de astarını ister diye. Bu sözler insanı kınama amacıyla söylenir, oysa insan soyunun en büyük yeteneklerinden biri, onu elindekiyle yetinen hayvanlardan üstün kılan bir yetenektir bu ( S.35).  Bana göre Steinbeck; bize İnci'nin yalnızca bir metafor olduğunu , aslında arzularımızı ,
Spoiler içerir!
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
Reklam
Siz böyle bir sistem ister miydiniz?
8/10
·112 syf.··
2023 17. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 16 Temmuz 2023 15:42
Evet efendim bir kitap daha devirdik. Artık bir dünyam daha var : Thomas More'un  Ütopyası    Onun halkı gibi yaşadım bu Ütopyada.Onlar gibi konuşup onlar gibi mecbur bırakıldım ve  sıkıştırıldım 'ideal toplum ' paradigmasında. Gelin birlikte göz atalım bu evrene ama önce yazarımızdan biraz bahsedelim.   Thomas More 1478 Londra doğumlu hukukçu  olmasının yanı sıra devlet adamı ve filozoftur.  Manastırlarda büyümüş, kardinallerden eğitim konusundan destek almıştır.  Thomas'ın , Erasmus'un dostu olduğunu hatta Deliliğe övgü kitabının ona adandığını  öğreniyoruz. VIII. Henry'e  ve Protestanlığa olan eleştirilerinden dolayı idam edilmiştir.  1516'da yazdığı Ütopya'ya geçecek olursak Kitap ;  Raphael Hythloday'in kusursuz toplum üzerine söylemleri, şehirler özellikle de Amarout hakkında, yönetim görevlileri, ticaret ve yaşam biçimleri , yaşayışları ve karşılıklı ilişkileri , ütopyalıların yolculukları, köleleri ve evlilikleri, Ütopyalıların askeri disiplini ve dini gibi başlıklar altında akıcı ve anlaşılır bir dille kurgu olmadan tasvir edilmiştir.  Hayali bir adada kurulu bir ülkeyi ele almıştır. Çok sistemli , mutlu ve özgür gibi görünen halk aslında tamamen kontrolcü ve baskıcı bir gücün görünmeyen eliyle yönetiliyor. Çünkü öyle ustaca yapılıyor ki istemeden de olsa ayak uyduruyorlar. More neden onca katı kurala rağmen  halkın özgür olduğunu anlatıyor anlamış değilim. Bireylerin istenmeyen yönleri törpülenerek farklılıklar baştan yok edilmiştir. Artık ortada bir birey değil pürüzsüz bir yüzeyi oluşturan bloklar vardır. Duygularına bile yön verilen robotlar... Kadınla erkeği ya da evliyle bekarı ayıran özellikler dışında herkes tek tip giyinir. Ütopya halkı günün belli saatlerinde çalışmak zorundadır. geriye kalan saatlerini yine sadece kendine değil halkın da işine
ÜtopyaThomas More · Doğan Kitap Yayınları · 202124,6bin okunma
Aristo'nun felsefesi
Puan vermedi·144 syf.··
2023 16. kitabı
Sizi uzun bir yolculuğa çıkaracağım . Siz de okurken benim gibi bazen şaşıracak bazen onaylarcasına baş sallayacaksınız . Her dalda dokunuşu bulunan filozofun felsefesini okurken yeni şeyler öğrenecek ya da bildiğiniz şeyi size hatırlatacaktır. Derin bir nefes aldıysanız okumaya başlayabilirsiniz Aristo tümelden yola çıkılarak tikeli kavrama sorusunu ortaya atan ilk kişiydi. Aristo şöyle diyor "her nesne belli özelliklere ya sahiptir ya da değildir. belli bir şeyde var olan ya da olmayan bu özelliklere ya da genel kavramlara Kategoriler ismini verir,on kategoriye ayırır bunlar:varlık, nicelik, nitelik, ilişki, zaman,yer ,konum, iyelik,etken ve edilgen olarak açıklar. Bu kategorilerden ilki yüklemin eş-uzamlı olup olmadığını belirler .Öznenin ve yüklemin eş-uzamlı olup olmaması sonucunda düşünceler, çıkarımlar ve kıyaslamalar oluşur. İkinci analitikte aristo tümden gelim(dedüksiyon) öğretisini sunuyor. Ona göre bilimin görevi olayların nedenini kavramaktır. Tümden gelim ve tümevarım birbirine ters işlemlerdir ve ikisi birlikte bilimi oluşturur. Gerçeğe her zaman her yerde gözlemle değil düşünceyle ulaşılır gözlemse bizi gerceğin varlığına, yani onun belirli olaylar içerisinde bulunduğuna ikna eder. Potansiyel olarak  zihin kapasitesi bütün genel kavramları içerir. Gerçekten de onlara sadece öğrendiği zaman sahip olur. Aristo ideaları ve kavramların varlığını değil, bu varlığın maddeden ayrı olmasını kabul etmiyor. Ariatonun tümden gelim yöntemine örnek olarak bütün insanlar aciz,her diktatör kötü insandır, o hâlde bütün diktatörler acizdir. Aristonun gözlem ve deneye yatkınlığına rahmen  tutarlı ve düzenli bir ampirist olamadı. Aristonun doğa hakkındaki çalışmaları skolastik düşüncenin temellerini attı. Doğaya kendi hayal ürününü atfetme isteği sonucunda Aristo
Felsefe
Mantık Bilimin Kurucusu AristoElizaveta Litvinova · Etkin Yayınevi · 201823 okunma
Hiçlik
Puan vermedi·83 syf.··
2023 11. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2023 16:23
Stefan Zweig'in 1942'de yazdığı öyküdür. Hikaye, bir gemi yolculuğu ile başlıyor.  Küçükken yetim kalmış ve o yerin rahibi tarafından büyütülmüş olan satranç dışında aklı başka bir şeye çalışmayan satranç şampiyonu Czentoviç Mirko da gemidedir. Mirko'nun gemide olduğunu sonradan öğrenmiş olan öykünün kahramanı onunla konuşmak, bu tuhaf denebilecek adamla belki de bir maç yapabilmek için çeşitli yollara başvurur.  Sonunda gemideki bir yolcuyu(McConnor) kışkırtması üzerine gemideki bir grup yolcuyla birlikte Mirko'ya karşı maçı gerçekleştirirler.  Dünya şampiyonuna karşı şansları yoktur ta ki gemideki başka bir yolcu ansızın gelip onlara yardım edene kadar . Mirko , yolcunun yeteneğinden etkilenmiş ve rövanş teklif etmiştir. Tabi yeteneğini doğuştan değil yaşadığı bir olay sonucu mecburiyetten kazanmıştır. Bu esrarengiz yolcu manastır  ve hanedan üyelerinin malvarlıklarını yöneten avukat Dr. B'dir.  Nazilerin Avusturya'yı işgali sırasında da işine devam eden avukat, Gestaponun dikkatini çeker sorgulanmak üzere toplanma kampına değil bir otel odasına yerleştirilir . Başta iyi gibi görünse de günden güne psikolojik baskının pençesine takılır. Doktor B'nin aylardır kaldığı otel odasının artık dayanılmaz gelen havası tam bir işkenceye dönüşmüş , aklını kaybetmemek için türlü mücadeleler vermiştir. Değişen tek şey sorguya götürüldüğü anlardan ibarettir. Şans eseri bir pardösüde belli belirsiz gözüne kestirdiği bir kitabı çalmış ve muhteşem bir heyecanla odasına gitmeyi beklemiştir. Aylardır farklı bir şey düşünmeye, görmeye aç olan beyni durdurulamaz hâle gelmiştir. Kemerinde sakladığı kitabı çıkarınca önce hayal kırıklığına uğrar çünkü bu bir satranç kitabıydı ve bilindiği üzere satranç iki kişiyle oynanır. Yine de içinde yüz elli ünlü satranç partilerinin olduğu bu kitabı
Duygu ve Düşünce
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
İnsancıklar
Puan vermedi·175 syf.··
2023 8. kitabı
Dostoyevski'nin 1846'da kaleme aldığı, Rus edebiyatının ilk toplumsal romanidır. Oldukça yoksul,gururlu,saf ve yaşlı olan katip Makar Devuski ve ona oranla eğitimli ,genç ve güzel Varvara Aleksiyeviç arasinda geçen mektuplaşmalarla gündelik hayatlarını gözler önüne seriyor. Petersburg'un toplumsal yaşamı ,dönemin Rus halkının merhametini ve yoksulluğu açıklayıcı bir şekilde tasvir edilmiştir. Makar , Varvara nin çok uzaktan akrabasıdir. Varvara'nın  öksüz kalması üzerine onun sorumluluğunu üstlenmeyi kendine görev bilmiştir. Yoksullukla cebellesirken kazandığı üç beş kuruşu da varvara'nin gönlünü hos etmek için harcar . Çünkü ona olan saygısı ve sevgisi büyüktür.  ilk mektuplarda gördüğüm aile sevgisi sonlara doğru yerini aşka bırakıyor. Makar ona duyduğu aşkı kendisine bile itiraf edemiyor. Bu yüzden yazdığı mektuplar çok saygılı ve aşkını örten bir üslupla yazılmış. Roman Makar ve Varvara'nin etrafındaki karakterlerle adeta hayat buluyor. Kemiğe kadar dayanmış yoklullukla iyimserligini kaybeden ,kalbi katılaşmış kadınlar, açlıktan ölen çocuklar, parası olduğu için istediğini yapmayı kendine hak gören adamlar, yaptığı iyilikleri dile dökmekten çekinmeyen insanlar, para için gururunu bir kenara bırakan soylu ruhlu, bilgili bir öğrenci ,kötü yazmasına rağmen kendini övmekten geri kalmayan kibirli yazarlar... Romanda genel olarak acıma duygusu hakim.  Okuduğum her satır ruhuma işledi.  Yoksulluktan adeta içine çekilip büzülen ,köşe bucak saklanan  hayalet gibi davranan o yoksullar... Dostoyevski 'nin "Çok tuhaftı, ağlamıyordum fakat ruhum paramparça olmuştu." dediği satır tüm romanı açıklamaya yeter. Makar ;Varvaranın en küçük üzüntüsüyle bile sarsılırken ,onun gelecek kaygısıyla yoksulluğun pençesinden sıyrılmak için zengin bir çiftçiyle evlenmesi Makar'ı büsbütün
Spoiler içerir!
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,8bin okunma