Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tavşanlara söz verdim, onları aslana çevireceğim... Biliyorsun, tavşanda zekâ yoktur. Tavşana zekâ versen, zavallı kederden kendini asar. Zekâ, mantık demektir; tavşana zekâ vaat etmenin neye yararı var? Olup olabileceği, restoran mönüsünün kenarında köşesinde yazılı bir yahnidir. Ona anca tıpkı dostum Kardinal X.'in yaptığı gibi cüzi bir tutar karşılığında ölümsüzlük ya da yeryüzünde cennet vaat edeceksin. Duvara şöyle cennetten manzaralar, Eden bahçeleri çizeyim, o zaman gör işte benim tavşan nasıl bir enerji, nasıl bir cüretle kendini oraya atıyor!
Anla artık, her iki ayaklı çöpe insan denmesine izin veremem. Zaten sayıları da iyice arttı, doktorların, yasaların koruması altında, tavşanlar gibi üreyip duruyorlar. Zavallı Ölümün de kafası karışmış halde, bu artışla başa çıkamıyor; o da bir kenara atılmış, sözünü geçiremiyor, moralini yitirmiş. Dans derslerinde sürtüp duruyor. Onlardan nefret ediyorum: Ucube mi ucube bir türün giderek daha fazla hüküm sürmeye başladığı şu yeryüzünde olmak bana tiksinti vermeye başladı. Yasaları değiştirmek ve ölümü parmaklıkların ardından kurtarmak için de zamana ihtiyaç var. Yine de insanlar bunu kendi elleriyle yapıyorlar. Yani hayır, yapan ben değilim, kendileri. Acımasız biri olduğumu düşünme, hayır, ben yalnızca mantıklı biriyim.
Duymuyor musun, bütün dünyada budalalar nasıl şarkılar söylüyorlar? Hepsi de şimdi oturmuş silahlarını doldurmakla meşgul. İş zeki birinin çıkıp fitili ateşlemesine bakıyor, anlıyor musun? Aç bir yılanla besili bir koyunun yalnızca incecik bir kartonla ayrılmış halde yan yana durmalarını öylece oturup izleyebilir misin? Ben izleyemem. Mutlaka o kartonda küçük bir delik açarım, küçücük bir delik... Gerisini onlar halleder.
Kambur bir dilenciyi gördüğünde eline iki teklik sıkıştırırsın ki, kamburunu taşımayı sürdürebilsin, değil mi? Bense onu yok etmek istiyorum, öldürmek, eğri büğrü bir dal gibi yakmak istiyorum. Aldatılmışsan, başını okşadığın köpek elini ısırmışsa, artık kime şikâyet edeceksin? Karına mı, polislere mi, kamuoyuna mı? Peki kadın seni uşağınla boynuzlamış, el âlem seni anlamadığı gibi bir de senin için üzülmek yerine her yanını didiklemeye, oymaya yeltenmişse, kime sığınacaksın, Tanrı'ya mı?