Aşklarımızın ya da ömrümüzün başlangıçları, Roma'nın ya da Fransız Devrimi'nin başlangıçları - bütün başlangıçlar ne kadar güzel! Peki ya sonları? Tek bir insan, ömrünü doğduğu kadar güzel bitirebilse bile kitlelerin, evet kitlelerin Wandergood, bütün toplu ayinleri mutlaka ve mutlaka rezaletle sonlanır!
Öyle mi? Peki neden Magnus?
Neden mi? Anlaşılan insanın hayvani varoluşu bunu emrediyor; insan kitle halindeyken kötücülleşiyor, sınırlanıyor, akıldışılığa savruluyor. Kitle halinde insana her türlü hastalık kolayca bulaşabiliyor ve bütün geniş yollar, dönüp dolaşıp bir çıkmaz sokağa varıyor. İnsan, sanatı tam da bu yüzden yaşamdan üstün tutuyor!..
- Anlamıyorum.
Anlamayacak ne var bunda? Sanatı dâhiler başlatır, dâhiler bitirir. Anlıyorsunuz ya, dâhiler! Budalalar, taklitçiler ya da eleştirmenler, Velasquez'in tablolarını, Michelangelo'nun heykellerini, Homeros'un dizelerini çarpıtamazlar da bozamazlar da. Doğru, yok edebilir, yırtıp parçalayabilir, yakabilir, kırabilirler ama o yapıtları kendi düzeylerine çekmeye güçleri yetmez- tam da bu nedenle gerçek sanattan o kadar nefret ederler.