Zehra Hancı

Zehra Hancı
@Zehra_Hancii
"Kimsenin olmadığı bir yer istiyorum, kendime ait bir dünya. Benden başka kimsenin olmadığı bir yer. Sadece benim kendimle başbaşa kalabileceğim bir ortam. Herkesten, herşeyden uzaklaşmak istiyorum bazen. Yanlız olmak istiyorum sadece bir kaç saniye olsa bile..."
Felsefe
Reklam
"Zırlama !" "Ben böyle senin ağlamanın çekemem." "Böyle yapacaksan git başımdan,uğraşamam." "Ağlamayı kes!" "Çocuk çocuk hareketler sergileme!"... Yeter artık, dayanamıyorum, çok yoruldum. Daha fazla dayanabilir miyim diyorum her seferinde. Daha ne kadar dayanabilirsin, gücün yetecek mi diyorum ama artik YETMİYOR kahretsin ki artık yetmiyor. Her şey bitsin istiyorum. Belkide yok olmak istiyorum bilmiyorum. Dayanacak gücüm de dermanımda kalmadı. Mutlu olmaya çalışıyorum ama bir gün bile sürmüyor... güldüğümden daha çok ağlıyorum her seferinde. Belkide kaderim bu, lanetli. "Na mom jastuku, bez mira, sanjam zle – Yastığımda, huzur olmadan, kötülüğü hayal ediyorum Ni do zadnjeg leta, ni do kraja sveta – Dünyanın sonuna kadar değil Sudbina je moja kleta – Kader benim lanetim Ova duša nema dom, ova duša nema ton – Bu ruhun evi yok, bu ruhun tonu yok Crne zore svеće gore, moje morе – Kara Şafak yanıyor, denizim" Bu sözler bana itafen yazılmış olsa gerek. Tam beni yansıtıyor. Ne acı gerçek değil mi, sürekli yüzüme çarpa çarpa vurmaktan sıkılmıyor .Kurtuluşumuz yok kaçamazsın kurtulamazsın diyor, huzurumuz mutluğumuz yok hiç olmayacak diye şimdiden haberini yolluyor. Anla artık senin kaderin lanetli asla değişmeyecek boşa hayal kurman bile saçma, zaman kaybı diye söyleniyor...
Psikoloji
Aydınlık bir günün kararan ufuklarına bakıyorum. Ufukların saçları şimdi som turuncu, koyu lacivert denizin sularında yıkanıyor. Gün boyunca kirlenen saçlarını temizliyor ufuklar. Şehir kendini dingin bir uykuya bırakıyor, benimse içimde fırtınalar kopuyor. Yaşadıklarım diyorum, yaşadıklarım neyin bedeli? Beynimde sanki kocaman paslı bir çivi saplı; zonklayıp duruyor kafam. Şimdi şu çok sevdiğim gün batımlarında böyle özleyişsiz, böyle öfkeli, böyle umursamaz mı olmalıydım? Bütün sorularım böyle cevapsız mı kalmalıydı?
Zaman o kadar çabuk ilerliyor ki... Gel zaman git zaman demeye kalmadan bir bakmışsın zaman gitmiş. Ama tek bir saniyesi bile o kadar kıymetli ki... Tabi şuan bunu neden dediğimi merak ediyorsun. Zaman kavramını açıyorum çünkü sen bunu okurken bile saat ilerliyor. Durmadı, durmuyor, durmayacak. Pes etmeden hala ileriye doğru yol alıyor. İşte bizde tam olarak saat gibiyiz. Durmayacağız, pes etmeyeceğiz. Ben hissediyorum, bizim için güzel gelecek var biliyorum. İleriden mutluluk bize el sallıyor sizi bekliyorum diye. Kulaklarını tıkasan bile sana senimi duyurmaya devam edeceğim ve senden mecbur olacaksın dinlemeye, kulak vereceksin bana diyor. Seni mutluluğa götürmeye geldim diye haykırıyor sana. İstesen de istemesende ben buradayım, gitmeyeceğim, bana geleceksin bir şekilde diyerek gülümsüyor sana...
Düşünce
Sana doğru koşuyorum, seni yakalamaya çalışıyorum. Dur nolursun, gitme, bekle beni! Yapma bunu kendine. Kaçma bir şeylerden... Ne beni ne kendini yorma artık! Değmedi, değmiyor, değmeyecek... Sen böyle yaptıkça daha çok işler tersine dönecek, daha çok karışacak durumlar. Bizim seninle bir olmamız gerekirken senin şu yaptığına bak. Bizim hedefimiz aynı değil mi? Evet aynı. O zaman ne bu kaçmaya yeltenmeler... Nereye kadar kaçabilirsin ki? İllaki pes edeceksin bir yerde. O yüzden şimdi yap ki vaktimiz boşe gitmesin. Pişman olmak istemiyorsan dur bekle beni. Sana yardım edeceğim....
Felsefe
Reklam