Hiçbir iş yoktur ki Yaradan sonunda kulunun hayrını gözetmesin. Yaşalanırken canı yakan kanırtan nice ıstırapların her birinin mühim görevleri vardır. İşte başımıza üstesinden gelemediğimizi düşündüğümüz bir sıkıntı geldiğinde sonundaki hayrı düşünüp tahammül etmek gerekir. Hem ne demişti sevgili Peygamberimiz “Allah’ın razı olduğu kullar, her şartta ve sıkıntıda halinden memnun olan kişilerdir.”
Her şeyi zor elde etmen, her sahip olduğuna dikenli yollardan tırmanarak ulaşman da sana bir ceza değil Allah’ın her işini dualı yapman için sunduğu vesile yalnızca. Düşün, en içten yakarışlarını ne zaman yaptın? En yürekten dualarını, peki? Ne zamanlar secdede ağladın? En çok ne zaman kendini Rabbine en yakın hissettin? Bildin mi şimdi her dilediğine neden zor ulaşırsın, elin yüreğinde öylece kala kalırsın?Bil ki her uzun gecenin bir sabahı vardır, kutuplarda bile.
İnsanoğlu doğar, büyür, ölür; bu 3 evrede yaradandan hep güzellikleri ister. Huzur ister, sağlığı ister ve yaradana kulluğunu yaparken tam hakkıyla yapabilmeyi ister. Gönlümüzdeki güzelliklerin en doğrusunu ve hayırlısını bilen Rabbimiz bizi doğruluklara ve güzelliklere ilet, bu dünya yolculuğumuzda yolumuzu güzel eyle âmin…
Sevgi yeryüzündeki bütün nefretlere karşı
öldürmeyen, yaralamayan tek silahtir. Sevilen bir çocuksa , hele kız çocuğu ise yarının sevgi meyvesine gebe bir tohumdur hem de yüzde yüz tutacak bir tohum.
"insanlar gelip geçici ve sıkıntılı bu dünya hayatı için yaratılmış olamaz. Bunca nimet boşu boşuna önümüze serilmiş olamaz. insanlar özgürlüklerinden yoksun bırakılıp köle yapılamaz. Hayat sahibi bir can bir hiç uğruna yok edilemez, insan ickiyle kendisini akılsız bir canli derecesine
düşüremez. Bir taş bile bir anlam taşır, her çiçek bir mesaj içerir. Düşen yaprak, yağan yağmur, esen rüzgâr hepsi hikmet iledir, kendi kendine olamaz. Ölümle her şey bitemez, zalim zulmüyle mazlum zilletiyle yok olup gidemez…