Zehra

Zehra
@Zehranur1254
Bu vesileyle, bir kere daha şunu çok iyi anlamıştım ki gençlerin bunalımdan kurtulmaları ve toplumun huzurlu bir hayat yaşaması ve devletin anarşiyle başının derde girmemesi için okullarda sunulan eğitim yeniden gözden geçirilmeliydi. Problemli bir gence, bir öğrenciye verilmesi gereken en önemli eğitim, insanın gayesini anlatmak, ne için yaşadığını öğretmek, bir hesabın olduğunu kavratmaktı. Eğer bu yapılırsa gençliğin ve toplumun birçok sıkıntısı kendiliğinde hallolacaktı. Çünkü inançsız, ne için yaşadığını bilmeyen ve bir hesabın varlığına inanmayan bir insanın, kötülük yapmaması ve zarar vermemesi için bir neden yoktu. Kimden korkup, kimden çekinip kendisine bir düzen verecekti? Yani insanın içindeki oto kontrol sistemi nasıl harekete geçecekti? Bunu Allah korkusu ve yaptıklarının hesabını vereceğine inanmaktan başka, ne temin edebilirdi?
Allahu Teala bu kâinatı lütfuyla bize hizmetkâr yaptığı gibi taat ve ibadeti de yine lütfuyla bizlere emrediyor. Ta ki onlarla ebedî saadete mazhar olalım. Çünkü Cenab-ı Hakk'ın insanın ibadetine hiçbir ihtiyacı olmadığı gibi onun isyanından da bir zarar görmemektedir. Her iki hâlde de sadece insanın fayda ve zararı söz konusudur.
Cenab-ı Hak, senin ibadetine, belki hiçbir şeye muhtaç değil. Fakat sen, ibadete muhtaçsın; manen hastasın. İbadet ise manevî yaralara tiryaklar (ilaçlar) hükmündedir... Acaba bir hasta, o hastalık hakkında, şefkatli bir hekimin ona nafi (faydalı) ilaçları içirmek hususunda ettiği ısrara mukabil, hekime dese: Senin ne ihtiyacın var, bana böyle ısrar ediyorsun? Ne kadar manasız olduğunu anlarsın.