Zehra

Zehra
@Zehranur1254
"Bizler annesinin tokadından korkup annesinin göğsüne sığınan çocuk gibi Allah'a sığınırız. Bunun dışında herkes korktuğundan kaçar ama sadece Allah'tan korkan yine O'na koşar. Tövbe işte bu hâldir. O'ndan korkup O'na sığınmaktır. Bu kapı ölene kadar açıktır."
Reklam
Hatadan sonra tövbe etmek, boynunu bükmek, özür dilemek, Allah Teâlânın büyüklüğünü idrak etmek ve bununla beraber kendi acizliğini de kavrayarak, "Ya Rabbi ben yanlış yaptım, ben hata ettim, sen beni affet!" demek çok tatlı bir barış hâlidir. Baba olarak bunu biliyoruz, aile büyüğü olarak bunu biliyoruz, aile küçüğü olarak da kendi babamıza, annemize karşı tavırlarımızdan biliyoruz. Hatadan sonra düzeldiğini, artık pişman olduğunu, bir daha yapmayacağını hissettirerek affa uğramak çok sevimlidir. Bu, evvele göre daha çok sevilmeniz anlamına da gelir. Hata etmemek, hiç hatası olmamak değildir mesele; çünkü insan hata demektir. "İnsan beşer, durmaz şaşar / Eyler hata, üçer beşer / Düz ovada yürür iken / Ayağını sürter, düşer." İnsan hata demektir. Mesele, hatadan sonraki duruşta. Hatadan sonra ne yapıyor; dikleniyor mu, batılı mı savunuyor, yoksa boynunu büküp aman mı diliyor? İşte o özür dileme hâli tövbedir malum. Pişman olduğunu göstermek çok yüce bir hâl, barış ve dostluğun tesisi... Bir hadis-i şerifte bildirilmiş, günahkâr bir kulun tövbe etmesi hâlinde Allah Teâlânın nasıl sevindiği izah ediliyor. Bu muazzam bir şey! Allah'ın sevinmesi hâli ne demek... Hiçbir şeye muhtaç olmayan, gani olan Allahü azîmüş-şan sen tövbe edince seviniyor; işte bu, aşkın şahididir. Seni seviyor yani, seviyor... Hem de nasıl seviliyorsun ki günahından kurtuldun, tövbe ettin diye Rabbin seviniyor.
Bana hiç nefs-i emmârem gibi sû-i karîn olmaz Bu düzd-i hânegînin kimse mekrinden emin olmaz Yani, bana kendi nefsim gibi kötü arkadaş ve azgın düşman bulunmaz. Nefis içerideki hırsız olduğu için kilit de tutmaz, kâr etmez. Başka düşmana ihtiyaç yok, en büyük düşmanım kendi nefsim demek istiyor. İnsanın kendisine verebileceği zararı ifade etmek için şair üstat çok güzel misal getirmiş. Mesela akrepten benzetme yaparlar. Akrebi çepeçevre ateşle sarsan, zavallı akrep etrafına bakar, çıkış yolu bulunmadığını anlayınca ters döner, kendini sokar ve intihar eder. Halbuki nefis böyle yapmaz. Eğer bir delik yoksa, çıkamıyorsa bile bekler, belki bir ömür boyu bekler...
Gönülleri incitmek, sert davranmak, kalp kırmak mert insanların tabiatına yakışmayan bir arızadır, diyor şair. Yani burada ahlakın temel bir değeri olarak kalp kırmaktan sakınmayı gösteriyor. Bu husus önemli: Kalp Allah'a komşudur. O bakımdan kalbi kırmak, Allah'ın komşusunu incitmek demektir. Komşu asi de olsa ona yapılan saygısızlık ev sahibini incitir. Yani Hak Teâlâ, isyankâr olan kulunun da kalbinin kırılmasını istemiyor. Eskiler bunu şöyle, biraz esprili ifade etmişler: "Gerekirse kafasını kır ama kalbini kırma." Kalp; aziz olduğu, kıymetli olduğu, Allah evi olduğu için -günahkâr da olsa- onu kırmama esaslı bir hayat tarzı peşin peşin tavsiye ediliyor. Kalbi kırmaktan sakınmak, şiddetle, altı çizilerek ifade ediliyor.
Buna mı tav oldun? Buna mı tav oldun! Evet, buna mı tav oldun, güzel söyledin. Ahitleşmedik mi? "Elestü bi-rabbikum, ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dediğimde "Bela, evet," demedin mi? Sen bana söz vermedin mi? Ben bir şeye muhtaç olduğumdan mı sana emirler, yasaklar koydum? Haşa! Ama sen benim hatırımı gözetmedin. Kulunun tövbe etmesi hâlinde Allah seviniyor. Hem de nasıl seviniyor. Neye? Senin tövbe etmene. Niye peki? Bu, sana olan sevgisinin şiddetini, gayretini ve seni kıskandığını gösteriyor. Bu hususta bir örnek daha arz edeceğim. Sahabilerden Muâz b. Cebel bir soru soruyor Resulullah Efendimiz'e (s.a.v.): "Ya Resulullah, hanımımı suç hâlinde görsem, cezalandırmak için bir şey yapamaz mıyım? İnisiyatif alamaz mıyım? İhkak-ı hakta bulunamaz mıyım?" Efendimiz (s.a.v.), "Hayır!" buyuruyor. "Dayanamam ya Resulullah," diyor, "dayanamam." Resulullah Efendimiz (s.a.v.) buyuruyor ki, "Kavminizin reisinin gayretini gördünüz, o çok gayret sahibidir, yani kıskanır. Ben ondan daha gayretliyim, Allah benden gayretlidir." Buradan anla ki sen hududa tecavüz edersen, Allah indindeki durumun ne olur? Yani Allah'ın fuhşu men etmesi, Allah tarafından fuhşun yasaklaması, kuluna olan gayretindendir. Kıskanıyor bizi.
Reklam