‘Hapishanede açlık.. Âdembaba koğuşundan haftada bir iki ölü çıkıyor. Şişiyorlar ilk önce davul gibi, sonra sönüp ölüyorlar.
..
İsmail dükkanın önüne çıktı. Ortalık günlük güneşlik. Derin bir soluk aldı. Karşıya baktı: Üstleri başları paramparça Âdembabalar, bir, iki köylü de var aralarında, Ceneviz duvarının dibinde, yüzükoyun, dörtayak olmuşlar, oralardaki taze otları, elleriyle kopararak değil, doğrudan doğruya ağızlarıyla, hayvanlar gibi yiyorlar. İtişip kakışmadan, kederli hayvanlar gibi otluyorlar.’
‘Cevat bana düşman. Ben ona düşmanlık duymuyorum. Tiksiniyorum ondan. Ben düşmanlık duygusunu önemli, ciddi, kolay harcanmaması gerekir sayıyorum anlaşılan.’