Bece yazmak çok zor. Kelimeler inatçı gibi geliyor bana. Düşün aynı kelimeyi daha evvel binlerce kere kullanmışlar. Şimdi sen diyorsun ki gel bir de benim yazıma misafir ol. Ama o kelime gün görmüş, ömür sürmüş, uzun yıllar ne eserlerin satır hizasına dizilmiş. Sana kolay kolay misafir olur mu? Senin dediğin yerde durur mu? Kelimelerin hatırı çok narindir hemen kırılır yani..."
Gurbet seni bitirir paşam. Sen arsız bir çocuk olsan, kafaya takmasan, param olsun diye kavrulsan o zaman git memleket gör derim. Ama sende hırs yok ki. Hırs olmayan gurbette çabukça fosalır gider oğlum. Sönmüş balon gibi fosalırsın. Gurbet seni bizden alırsa geriye neyimiz kalır...
Saklanan adam, insan içine çıkmayan adam görgü belleyemez. Görgüsüz gelir görgüsüz gider yalan dünyadan. Ama insan içine karışırsan her bir insandan bir görgü bellersin.
Mecit Efendi askerlik lafının ağzına tıkılmasından hoşlanmazdı. Zaten konuştuğu üç beş mesele varsa biri de bu askerlik meselesiydi. İnsan kendini dinleyeni sever. Mecit Efendi'yi de hanımı ancak bu kadar dinliyordu işte.