Bir müddet sessiz kaldılar. Bazen böyle sessizlikler olmasa herhalde insan çatlar. Konuşmak ile kusmak birbirine çok benzer ikisinde de rahatlarsın ama sonunda ortalığı berbat edersin.
“Herkes buradan gitmek istiyor. Siyasetçi seçilip gitmek, tüccar zengin olup gitmek, bürokrat atanıp gitmek, öğrenci kazanıp gitmek istiyor ama ben kalıyorum..." Gitmek isteyenlerin çoğunun neden gittiğini bilmediğini, âdet olmuş, moda olmuş. Gitmek başarılı olmak, kalmak beceriksiz olmak, gidememek böcemez olmak diyenlere inat burada kalanlar var diyeceğim. Gidenler neyi başarıyor sorgulayacağım. Kalanlar neyi kaybediyor sorgulayacağım. Belki bir manifesto olacak.
Banka işi para demek. Para demek faiz demek. Faizle uğraşmasın oğlum. Bu kitap (Tüm Dersler Soru Bankası) herhalde bankalara memur alınırken okunacak kitap. Dayım bize faizli yerin, bankanın kitabını göndermiş. Keşke Servet bu kitabı hiç görmeden ortadan kaldırsaydık. Aç da kalsa ben faizli yere bulaşsın istemem. İnsan kendi eliyle oğlunu ateşe atar mı? Parası batsın. Ne demiş büyükler, helal bir lira haram beş liradan büyüktür.
İnsan dalıp gidince hep annesi mi gelir aklına? Ya da başka anneler oğullarının aklına nasıl gelir? Benim annem hiç aklımdan çıkmıyor ki. Zaten çıksın istemem. Hep aklımda kalsın. Ne derse desin, ne işlerse işlesin ama hep benim yanımda olsun. İnsan annesini ilaç beller mi? Bence benim anam ilaçtır. Yanında gezdirdiği kiraz çiçeği kolonya şişesi gibi billur şişede bir ilaç annem. Ve işin açıkçası kendi ilaç olduğunun farkında değil. Belki de güzel olanı böyledir. Annem kendini ilaç gibi görse belki büyüsü bozulur işin.