Ben öylesine, bir beşer olarak yaşamanınbir kayıp olduğunu düşünüyorum. Yaşamak tazelenmek demektir. İnsanın hayattaki canlılığının nişanesi ahlakın, zekanın ve hatta imanın sürekli değişiyor olmasıdır. Zaman zaman artan ve azalan bir çizgide hareket ederiz. Ölüm insanın tazelenmesinin sonudur. Bir insan, bilinçli canlılık yaşamamışsa yani bilinçli inişler çıkışlar geçirmemiş,bilinçli döngülerden geçmemişse insanlıktan nasiplenmeden,dünyadan bir beşer olarak geçer. Nice topluluklar bu şekilde göçüp gitmiştir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu yüzyılı öncekilerden ayıran şeyi bulduk sanırım. Nedir? İnsanın kendi zalimlik rekorunu kırmış olması. Yirminci yüzyılda ortaya çıkan kötülükler karşısında artık insanlığın kolektif akıl sağlığını koruyan ortak muhayyilesi işlemez hale gelmiştir. Bir nevi koruyucu bilinç altının iflası.
Çünkü göremediklerimize karşı rahatlıkla zulmederiz; göremediklerimize karşı ahlaki sorumluluklarımızı harekete geçiremeyiz. Yani insan/yazar görünce idrak eder hikayeyi ve o artık hikayesini bildiğine zulmedemez. Hikayenin de hayatın da püf noktası budur. Eskilerin dediği gibi ,” ol hikâyat bundan ibaret”.