Zelal

Bir travmanın ardından ruhsal sistem, yeniden denge ihtiyacı duyar. Bunu çok net bir şekilde gösteren “Denge” (Balance) adlı bir kısa film var.” Filmde birkaç insan gökyüzünde asılı duran küçük - bir platform üzerinde ayakta durmaktadır. Ne zaman biri hareket etse, platform bir yana doğru kayar. Platformun alaşağı olmasını ve birinin düşmesini engellemek için biri hareket ettiğinde bir başka kişi onun karşıt hareketini yapmak zorundadır. Sonuç olarak, platformda her zaman hareket eden biri ve denge sağlayıcı hareketi yapmaları gerektiği için gergin olan diğerleri vardır.
Sayfa 58
Alıntı
Zelal
🔗 youtu.be/oTGg0Z46Af4?si=...
Reklam
İnsanlar yetkinliğe çok fazla değer verirlerse, kırılgan ve dayanıksız olurlar.
Sayfa 185
Alıntı
Zehra Kardaş isimli okura yanıt verildi
Zelal
Zehra Kardaş zorundalık yükü taşıyan bütün yüklemleriniz aslında ne olmak istemediğiniz, neleri yapmak istemediğiniz ile ilgili vurgular ve biliriz ki kimi zaman yapmama, istememe hâli de bir tutumdur karardır. Şuan için istemediklerinizle aslında neleri elemiş olduğunuzla ilgili belirli hatlar oluşturursunuz. Gereksinimlerimize her zaman direkt liner bir yolla gitmeyiz hayat da bu değildir zaten bazen tali yollar devreye girer. Neleri istemediğini bu kadar net vurgulayan kimse aslında varmak istediği yere alternatif bir güzergah belirler, der ki karşımda, yolumda bunlarla rastlaşmak, denk gelmek veya da baş etmek istemiyorum (burayı neyle doldurmak isterseniz). Burada da dikkatli olmamız gereken önemli bir durum var sizde rahatsızlık uyandıran, artık olmasın dediğiniz durumlar bir dış kaynak tarafından besleniyorsa, süreğen olarak devam eden akışın vanaları bir başkasının elinde/ellerindeyse tek başına içsel kaynaklarınız size hissedilmiş bir iyilik halini getirmeyebilir. ihtiyaçtan bahsedilmiş o dayanak olarak belirlediğiniz tasavvurunuz erişilemez, belirlenemez bir noktadaysa yaslanmanın ihtiyacı karşılanmayabilir. Daha sonra sık sık farketmenin yetersizliği vurgulanmış çok doğru tek başına farketmek nelerin yapılacağına dair bir klavuz sunmaz insana, bir şeyi fark etmek nelerin açık bir şekilde yapılıp yapılmayacağına ilişkin teminat sunmaz, işlevi bu olmayabilir. Fark etmenin ötesindeki evredeyseniz şayet (yapamıyorum, istemiyorum vurgulu paylaşımlarınız) yapmayı, istemeyi ketleyen durumlara yönelmek, orada pratik sonuçlar oluşturmak daha etkin olacaktır. Bildiriminiz anladığım kadarıyla ‘sadece’ bir alıntının anlaşılmasına veya uyandırdığı çağrışıma ilişkin değil. Kastetmek istediğiniz şeylerin karşılığı da bir yoruma karşılık verilebilecek yüzeysel bir yanıt değil. Kalan kısımlar için de fikir belirtmenin de ötesinde yorum yapmayı dahi burası için eksik, yetersiz görüyorum, doğru ve sağlıklı olmayacaktır. Son olarak şunu aktarabilirim bilmek güçlendirmiyorsa şayet aslında sizin tarafınızdan da anlaşıldığı üzere o yoksunluğu hissedilen durumlar başkaca şeylerle tamamlanması gerekebilir. Bazen bilmek değil görmek, görmek değil anlamak, anlamak değil anlaşılmak ya da hissetmek isteriz. Bu gününüzün ihtiyacı bilmek değilse daha başka olanı karşılamaktır gerekli ve yeterli olan. Görmenin, anlamanın, anlaşılmanın veya hissetmenin yolu meşakkatli olabilir, erişmek güç olabilir onu belirli, erişilebilir kılan ne varsa onu uygulamaya çalışmak da iyi gelebilir. Sevgiler. 🌸🌸
Sever misiniz İstanbul'u?
İstanbul'a aşıktı ama bıkmıştı bu kalabalıktan. Üstüne, başına, her yerine insan bulaşıyordu dışarı çıkınca.
Sayfa 9 - Kafa Dergisi, 141. Sayı, Haziran 2026.·Kitabı okuyor
Alıntı
Zelal isimli okura yanıt verildi
Zelal
🤷🏼‍♀️🥰 Daha iyi hissettiğinizi anlıyorum o halde ben de sizin adınıza sevindim. 🥰🌸