Açıkçası çok fazla tiyatro müdavimi değilimdir. Lakin ani bir kararla bir şehir tiyatrosuna ay başında bilet aldim ve Bir Halk Düşmanı oyununa gittim. Oyun bir kaplıcalar doktorunun kaplıcalarda bir sorun çıkması üzerine bu sorunu kamuoyuyla paylaşma isteğinin ve yönetici abisinin gösterdiği tutumla ilgiliydi. Devrimcilikle ve fikir özgürlüğüyle alakalıydı. Bir arkadaşımla beraber gitmiştim ve oyunu soluksuz izledik! Gerçekten daha sonrasında konuşamadık bile. Bize hiçbir laf bırakmadı oyun. Oyunculuklar o kadar beni kendine çekti ki keşke ay başında daha çok oyuna bilet alsaymışım diye üzüldüm açıkçası.
Sabahleyin güneş doğarsa, gün güzel geçecek demektir, o zaman kendi kendime şöyle demekten kendimi alamıyorum: Yine insanların birbirlerine zehir edecekleri güzel bir gün!
Spoiler!!
Kitap bence ne depresifliği ne de başka bir duyguyu anlatıyor. Bence arafta kalmışlığın hissini anlatmış bu kitap. Werther ne çok mutlu ne çok depresif. Aynı zamanda kitabın toplumda da büyük bir etkisi var ki bunu tarihte kitabın popüler olmaya başladığı zamanlarda yaşanan birçok olaydan çıkarılabilir. Karakterlere geri dönersek Lotte sürekli mantığı ve ruhuyla tartışan bir karaktermiş gibi geldi bana. Werther ise sadece ruhuyla yaşayan sanata gönül vermiş biriydi. Albert ise birbirlerinin ruhlarını isteyen iki kişi arasında sıkışmış bir karakterdi. Kitabın sonunun böyle olacağı en başında Werther ve Albert'in intihara bakış açılarından belliydi bence. Genel olarak yoğun bir kitaptı. Kısa sayfalarda bakış açımı değiştiren -özellikle intihar ve duygular konusunda- ve 'bu kitabı sıkılmadan tekrar okurum ben ya!' dediğim bir kitap oldu.
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024150bin okunma