Aklı başında olan herkes, insan gözünün iki nedenden dolayı şaşkınlık geçirdiğini ve iyi göremediğini bilir. Birinci neden, insanın aydınlıktan karanlığa geçmesi, ikinci neden ise karanlıktan aydınlığa çıkmasıdır. Bu, beden gözü için olduğu kadar akıl gözü için de geçerlidir. Bu gerçeği idrak eden kişi, kafası karışmış ve görüşü zayıflamış bir kişiyle karşılaştığında onun durumuna gülmemeli ve şu soruyu sormalıdır: Bu adamın akıl gözü daha aydınlık bir dünyadan geldiği için mi alışkın olmadığı karanlığı yadırgamaktadır, yoksa karanlıktan aydınlığa geçtiğinde karşılaştığı yoğun ışıktan dolayı mı körleşmiştir? Bunların ilki mutlu olunacak ve beğenilecek, ikincisi ise acınacak bir durumdur, zira karanlığı yadırgayan göz, aydınlık bir dünyadan gelmiş demektir. Dolayısıyla, ona gülen kişinin asıl kendisi gülünç duruma düşer, ama karanlıktan aydınlığa geçtiği için iyi göremeyen bir kişi başkalarının ona gülmesini hak etmiştir.
Eflatun, Devlet
Allah'tan ayrı kalıp dünyaya dalmanın çer çöp oluşturduğu bir birikmişlik var içimizde, dünyalık menfaatlerin kapladığı bir şuursuzluk hâkim üzerimizde. Bu şuursuzluk işte sana, bana adım attırmayan. Yıllarca bu şuursuzluğun oluşturduğu birikimdir seni, Allah'a yaklaşmak istesen de yaklaştırmayan. Nasıl zamanında sulamadığın çiçek ölüyorsa, zamanında uygun şartlarda ve uygun zeminde bakmadığın ruhun da ölüyor ve sen bunun farkında bile değilsin