Zeliha Demir

İnsan Rabbine kulluk ettiğinde kendini gerçekleştiriyor
Bir kul, Rabbine kulluk ettiğinde, O'nun ilahlığına teslim olduğunda kendi fıtratıyla barışık oluyor, kendini buluyor. Kişi Rabbinden yüz çevirdiğinde, O'na kulluğunu arz etmediğinde fıtratına yabancılaşmaya başlıyor. Böyle bir kimse artık dünyada niçin var olduğunu, yaratılış sebebini, ölümü ve sonrasını unutuyor. Her şey Allah'ı unutmakla başlıyor. Çünkü O, var eden ve varlığımızı devam ettiren. Varlığımızın sebebi ve gayesi. İnsan O'nu bir kere unutunca artık kendisini de unutuyor. Kendisini unutunca yürümesi gereken bir yol bulunduğunu da unutuyor ve yoldan çıkıyor!
Sayfa 73
Din
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kulların bazı hikmetleri idrak edememiş olmaları hikmetin yokluğu anlamına gelmez. Kulluk hikmet araştırmasının adı değildir. Teslim olmak anlamına gelen İslam'a giren Müslüman, itaat eder, emredileni yapar yaptığı işteki hikmeti bilirse, bildiğine hamd eder, bilmezse yoluma devam eder. Kulluk budur.
Sayfa 105
Din
Kıyamete kadar, ümmet-i Muhammed'den olduğu hâlde, Muhammed aleyhisselamın kızdıklarına kızmayan bir müslüman düşünülemez. Biz onun yediklerini yiyen, yemediklerini ağzına koymayan, giyilmez dediklerini tenine değdirmeyen, sevdiklerini asla sevmeyen, kızdıklarına kızan bir anlayışın sahibi olduğumuz için adımımız mümindir, Müslümdır.
Sayfa 37
Kitap Alıntısı
Olaylar senin kontrolünden çıkınca Allah'ın kontrolünden de çıkmış olmaz. Bilmiyorsun... Belki Allah bu işin arkasınsa bi sürü hayırlar yaratacak, bilmiyorsun ki, bilmiyoruz ki. Bize düşen her türlü ahval ve şerait içerisinde Allah'a kulluk bilincimizi korumamız ve anlık gelişen ve gerçekleşen olaylardan dolayı parçalı bulutlu, inişli çıkışlı, isyanlı itaatli, fırıldak, kararsız istikararsız, yüzer gezer, yanardöner bir kulluk anlayışını terk etmemiz ve her daim sabit kadem olmamızdır.
Sayfa 143
Din
İnsanın manevi mekanizması, ruhu, benliği tek bir İlaha inanmaya müsaittir, fıtratla barışık ve bağdaşık olan ruha sıklet vermeyen, kalbe huzur veren iman budur. Onun için küfür ve şirk kalpte bir yük, ruhta sonu gelmeyen bir gerilim, derin bir depresyon, insana hayatı zehir eden bir travma ve huzursuzluk halidir. Bundan sebep iman mümini nefs-i mutmainne sahibi kılar. Allah da kıyamet günü mümin kuluna şöyle seslenir:" Ey Emin ve tatmin tatmin olmuş ruh sen O'ndan, O da senden razı olduğun halde dön Rabbine" Çünkü onun kalbi Allah ile Allah'ın Zikri ile tatmin olmuş, huzur ve sükûnet bulmuştur. "Onlar inananlar ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşanlardır biliniz ki kalpler ancak (Allah'la) Allah'a anmakla huzur bulur." Bu zikirden yüz çeviren kafir ve müşrik daim ruhi çalkantıların ve kaygı atmosferinin içinde kaybolur gider.
Sayfa 121
Din