2020 yılında yayılan salgın bir hastalığın Avrupa da aldığı canlar yetmemiş gibi ekonomiler tam kendini düzeltecekken 2040 yılında büyük bir İstanbul depremi yaşanmış ve üstünden 25 yıl geçmeden 2065 de Amerika kıtasının altında yatan canavar uyanmıştı. Yellowstone’da meydana gelen bu dehşet verici olay kısmen de olsa kıtayı yaşanmaz hale getirmişti. Ama olaylar zinciri bununla da son bulmamıştı. Atmosfere yayılan toz bulutları güneşin ışıklarını kesmiş bu da 1 yıl boyunca kıtlığa sebep olmuştu. Nüfusun ikinci yok oluşu ise Afrika ve Asya kıtasında devam etmiş ve nüfusunun dörtte üçünü kaybetmişti. Avrupa ve Avusturya gibi kıtalarda da insanlar azınlıkta kalmıştı. Bilim insanlarının çabaları sayesinde atmosferin temizlenmesi altı ay içinde yeni sorunlar doğurmaya başlamıştı. Yer yer buzul çağının görüldüğü tüm devletler şimdi de yavaş yavaş ısınarak sularla boğuşmaya; bu da yetmezmiş gibi kutup bölgesindeki buzullar erimeye ve dünya sulara gömülmeye başlamıştı. Eko sistemin bozulması deniz suyuna karışan tatlı suyun okyanus ve deniz sularındaki tuzu azalmasına rüzgârlar ve fırtınaları geri getirmesine sebep olmuştu. 2070 yılında eko sistemin düzene girmesinin ardından dünyanın tozu da çıkmıştı ama soluduğumuz hava kirlenmişti. Şimdi de bilim insanlarının sayesinde her yer Venedik olmuştu. Yüzen şehirler gün yüzüne çıkmış teknoloji bakımından da gelişmiş bu şehirler daha güvenilir bir hal almıştı. Denizlerin altında kalan tüm teknoloji, kitaplar ve hayatlar ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın sadece canının peşinde olan insanlar yüzünden orada kalmıştı. Suçlayacak kimse yoktu, ben, ailem ve etrafımdaki herkes böyle yapmıştı. Yaşamak için bunu yapmak zorundaydık ve şanslıydık. Şimdi tamda eskiden egede bulunan nezih ve bir o kadar hızlı yaşayan insanlar topluluğunun bir