Tarık adlı bir sevgilim,daha doğrusu, sevgili değil de moda deyimle bir boyfriend'im vardı ama şimdi onu da geride, İstanbul'daki anılarım arasında bıraktım.Çünkü Maya özgür olmalı, hiçbir bağla, hiçbir ilişkiyle zedelenmemeli.
Gece yarısına doğru,Baba onu yatırmamızı istedi.Süreyya'yla onu kucakladık, kollarını omuzlarımıza attık.Ben onu yatağa yerleştirirken, Süreyya başucu lambasını söndürdü.Baba eğilmemizi söyledi,her ikimizi de öptü."Az sonra morfininle suyunu getiririm,Kaka can,"dedi Süreyya. "Bu gece istemem," dedi Baba."Bu gece ağrım yok."
"Peki,"dedi Süreyya.Battaniyesini üzerine çekti.Kapıyı kapadık.Baba bir daha hiç uyanmadı.
Afganistan'da Yelda,Cadi ayının,yani kışın ilk, yılın da en uzun gecesidir(...)
Yaşım ilerledikçe, şiir kitaplarında yelda'nın gözü uyku tutmayan,bitmek bilmez gecenin sona ermesini, güneşin doğup onları sevdiklerine kavuşturmasını bekleyen âşıklara acı çektiren, yıldızsız bir gece olduğunu okudum.
Süreyya Taheri'yi tanıdıktan sonra, haftanın her gecesi benim için yelda olup çıktı.